Fischer’in İkiz Kulelere saldırı hakkında yorumu

Fischer’in İkiz Kulelere saldırı hakkında yorumu

FM Selim Gürcan Yorum yapılmamış

Bu röportaj bir süredir Japonya’da yaşamakta olan Fischer’le İkiz Kuleler’e yapılan saldırıdan hemen sonra yapılmış. Bilindiği gibi Fischer 1972 yılında dünya şampiyonu olduktan sonra bir daha ortalarda görünmemiş ve 1992 yılında Spassky ile yaptığı rövanş maçına kadar tek bir resmi oyun bile oynamamıştı. Gerçi Spassky ile yaptığı maç da resmiyet kazanamadı çünkü Birleşmiş Milletler amborgosunun olduğu tarihlerde Sırbistan’da yapılmıştı. Bu sebeple şimdiki başkanın babası George Bush’un talimatıyla Fischer sorgulama amacıyla FBI tarafından aranmaktadır. Anlatılanlara göre Fischer hala elinde satranç kitabıyla dolaşmaktaymış ve kilo vermiş.

Aşağıdaki ırkçılık ve şiddet içeren yazıdan dolayı üzgünüz. Ne var ki satranç tahtası başında yarattığı harikalarla herkesin gönlünü kazanan Fischer’in son durumunu en iyi aşağıdaki yazı açıklıyor. En iyisi o­nu bu yazıyla değil de satranca olan katkılarıyla hatırlamak.

Pablo (Radyo Bombo): Hatta tanıdık bir dostumuz var. Son yıllarda o­nunla o­nunla zaman zaman röportaj yapıyoruz. Sanırım son 4 yıldır… Bir satranç Büyükustası. Eee.. Dünya Satranç Şampiyonu, Bobby Fischer hatta ve Dünya Ticaret merkezine iki saat önce yapılan saldırıyla ilgili görüşlerini anlatacak…. Böyle bir saldırı Beyaz Saray’a veya Pentagon’a da yapılabilirdi… şimdi yanımızda
Fischer: Nasılsın Pablo?

Pablo: eh…
Fischer: Haberlerin hepsi harika, kahrolası yahudilerin başlarının ezilmesinin vakti geldi. ABD’nin işini bir defasında bitirmeli. Herkes biliyor ki…biliyorlar ki… eeee

Pablo: Bize kısa bir yorum yapabilir misiniz?
Fischer: Çok mutluyum, olanlara inanamıyorum. ABD için ağlayacak halim yok, biliyorsunuz.. ABD dünyanın her yerinde suç işliyor. Bu gösteriyor ki ABD’nin yaptıkları eninde sonunda kendine de geliyor.

Pablo: Mmm, Yani olanlardan memnun olduğunuzu mu söylüyorsunuz?
Fischer: Evet, bu hareketi alkışlıyorum. Bakın, kimse anlamıyor… kimse… ABD ve İsrail Filistinlileri yıllardır katlediyorlar ve herkese pislikmişler gibi davranıyorlar. Şimdi bu yaptıkları o­nlara geri dönüyor. ABD kahrolsun, ABD’yi korkudan tutuşmuş halde görmek istiyorum

Pablo: Hehe,evet.. ABD süper bir güç nasıl oldu da…
Fischer: Büyük olasılıkla herkesin düşündüğü kadar güçlü değil. Uçakları kaçırdılar ve kimse bu konuda istihbarat sahibi olamadı. Bu büyük bir operasyondu. Büyük olasılıkla yüzlerce insan böyle bir operasyonu bekliyordu.

Pablo: Mmm, evet .
Fischer: Nasıl olur da koca ABD aslında bir hiç (yüksek sesle)

Pablo: Evet o­nların uzun süredir burda yaptıklarına ve sahip olduklarına da bakarsak…biliyorsun… işler…
Fischer: Hayal ettiğim ne biliyor musun Pablo? “Seven Days In May” filmini gördün mü?

Pablo: Evet, evet .
Fischer: Film ABD’de yönetimi ele geçirmeye çalışan bir general hakkında. Sanırım Burt Lancaster ve Kirk Douglas oynuyordu, bir kitaptan uyarlanmıştı. Yılar önce görmüştüm.

Pablo: Evet hatırladım.
Fischer: Bu film aslında önemli bir gönderme yapıyor.

Pablo: Evet,evet .
Fischer: Ben tamamıyla generallerden yanaydım. Fakat sonunda sözde demokrasinin başkanı galip geldi. Ben hala o­ntario’nun göllerinde bir tür “Seven Days In May” senaryosu umuyorum. Bu şekilde ülke askerin kontrolüne geçecek, sivil muhafızlar tüm sinagogları kapatacak, tüm Yahudiler tutuklanacak, binlerce Yahudi elebaşı infaz edilecek. Bu öldürülen Araplar için bir tür özür…İsrail’deki haydut durumunda olan Yahudileri biliyorsunuz. Tamamıyla yeni bir dünya arzuluyorum.

Pablo: Gerçekten mi?
Fischer: Evet. Kimsenin buradaki Japonları umursadıkları yok. Milyonlarca Amerikan askerinin hayatını kurtarmak ve birkaç hafta içinde olacak Japon işgalini engellemek gibi ipe sapa gelmez sözde bir sebeple ABD yüzbinlerce insanı atom bombasıyla öldürdü. Değil mi? ABD, yalanlara ve hırsızlığa dayanmaktadır. Benim ABD için yaptıklarıma bakın. ABD bir Amerikan futbolu, bir beyzbol imajına sahip bir ülkeydi, kimse entellektüel bir ülke olarak düşünmüyordu. Ben bütün bunu tersine çevirdim değil mi? Fakat o­nların işine yarıyordum çünkü o zaman soğuk savaş vardı. Şimdi soğuk savaş olmadığı için o­nların işine yaramıyorum, yaptığım herşeyi silip süpürmek istiyorlar. Amaçları beni hapse tıkmak.

Bu ülkenin tarihine bir bakmak lazım. Hiçbir şey karşılığında birşeyler almak. Al ve öldür. Ülkeyi soy, o­nlar adam gibi gelip kızınızla evlenmek istiyorum demezler. Hayır, hayır… o­nlar toprağınızı alır sonra da sizi öldürürler. İşte bu ABD’nin hikayesi. Neden beyaz adam, medeni bir biçimde din özgürlüğü için dua eder gelmedi ki? Biz asimile etmeyi, kadınlarınızla evlenmeyi severiz. Toprağınızı alır sonra sizi öldürürüz, değil mi? Sonra da Afrika’dan köle getiririz. İşte ABD’nin hikayesi. Adi bir ülke. Çocukken bile ABD tarihine karşı en ufak bir ilgi duymazdım (..).

ABD yapması gerekenleri yapmayacak. ABD, son yüzyıllardaki politikalarının hatalı olduğunu kabul etmeli ve dünyanın heryerindeki askerlerini çekerek İsrail’i desteklemeyi bırakacağını ilan etmeli (..).

Demokrasi ABD’nin suçlarını örtbas etmek için bulunmuş tam bir palavra. Ama ben “Seven Days In May” senaryosu umuyorum. Böylece aklı başındaki insanlar; askerler, ülke yönetimini ele geçirecek Yahudileri tutuklayacaklar, en azından binlercesi infaz edilecek. Tüm askerler ABD’ye geri dönecek. Beyaz adam Amerika’yı terkedecek, siyahlar Afrika’ya dönecek ve ülke binlerce yıldır orada yaşayan kızılderililere iade edilecek. o­nlar toprağı tertemiz tutuyorlardı. Beyaz adam geldiğinde harika bir ülkeydi. İşte bunlar ABD’nin geleceği için arzuladığım şeyler (..).

ABD’ye ölüm. o­nlar yalancının en büyükleri ve ******. Bugün harika bir gün.

Eski röportajlardan bir alıntı:
Pablo: İnsanlar sizin bir satranç dahisi olduğunuzu söylüyor.
Fischer: Satranç dahisi olarak adlandırılmaya itiraz ediyorum çünkü kendimi bir şekilde satranç oynamış olan genel bir dahi olarak görüyorum. Kasparov gibi bir süprüntü parçasına satranç dahisi denebilir ama o, idiot bir dahi gibi satranç dışında hiçbir şey bilmiyor.

Röportajın ses kayıtları: 11/09/2001, Filipinler

 

Röportajda geçen “Seven Days in May” filmi

Fischer’in tüm radyo röportajları

Anahtar Kelimeler
Fischer
Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir