Zihinsel ya da Bilişsel Gelişim ve Zeka

0
269
zeka

Zihin gelişimi, bireyin gelişiminin ekseni niteliğindedir. Zihin gelişim, ilk ortaya çıkan yapısal psikolojiye göre, algı, imgelem, bellek, usavurma gibi zihinsel yeti yetenek ve tutumların bir bütün halinde gelişme sürecidir. Buna “ Zeka” da denir. Zeka konusu karmaşık konulardan biridir. Zeka konusunda çalışan psikologlarda “ zeka” yı tam olarak tanımlayamamışlardır. Zekanın bir cisim olmayışı, tanımlamada, güçlüğü attıran bir etken olmaktadır. “Zeka”, canlıyı bilinçli davranışa yönelten bir “ güç” , yahut “ kuvvet” gibi kabul edilebilir.

Bireyin zeka derecesi ne kadar yüksekse, herhangi bir sorun, o kadar çabuk ve doğru olarak çözülür. Yaşam, bir çok sorunlarla doludur. Bu nedenle, yaşamda üstün başarı gösteren kimselerin de “ üstün zekalı” olduğu kabul edilir. Üstün zeka da “bilişsel”, “ fiziksel”, “duyusal” ve “sezgisel” olarak adlandırılan dört işlev ileri düzeyde ve hızlandırılmış şekildedir.

Eğitim sözlüğünde de zeka için şu tanımlamalaryer verilmektedir.

-Öğrenebilme ve öğrenileni eleştirebilme yeteneği

-Etkili olarak “ soyutlama” yapabilme yeteneği

-Yeni durumlara uyum yapabilme ve yaşantılar aracılığıyla öğrenebilme yeteneği

Zeka testlerinin ilk yapımcılarından Fransız A. Binet’nin belirttiğine göre, zekanın başlıca üç özelliği vardır.

1.Verilen bir yönergeyi “ anlamak” ve bunu “ zihinde tutabilmek” yeteneği

2.Bir duruma başarı ile uyum yapabilmek ya da “ istenildiği gibi” davranışta bulunabilmek yeteneği

3.Bireyi kendi kendini “eleştirip” yaptığı bu davranışın doğru olup olmadığını “denetleyebilmek” yeteneği

Buna göre zekası ölçülen bir kişi, önce , zeka testini uygulayan kimse tarafından verilen yönergeyi anlayacak, istenen davranışı gösterecek ve en sonra da yaptığı işi, kendi kendine denetleyip o­nun doğruluğundan kuşku duymayacaktır. Bu üç özelliği, kısaca “ çözümleme ve bireşim-sentez” yahut bunun sonucunda “ilişkilerin görülmesi”işi ne kadar hızlı yapılabilirse, zeka derecesinin de o kadar yüksek olduğu kabul edilir. Psikolog J. Piaget zeka kuramını üç özellikte “ uyum”, “ devingen denge”, ve “ zihinsel eylemler dizgesi” ile açıklamıştır.

Zeka 1,5-2 yaşlarından sonra gelişmeye başlar. Kuşkusuz bundan öncede bazı belirtiler görülür. Bunlara daha önce satranç eğitimi ile ilgili yazdığım makalede değinmiştim. Başlıca Zeka testlerinden bazıları şunlardır:

Sözlü anlayış testi: Zıt ve benzer sözcükler ile tümcede eksik olan sözcükleri bulur

Söz akıcılığı testi: Belli bir hece ile biten sözcükleri buldurur

Sayı yeteneği testi: Farklı sayıları buldurur, doğru toplamları işaretlettirir

Uzam testi ( mekan testi): Değişik biçim ve derinlik kavramına sahip oluş derecesini ortaya koyar

Algı hızı testi: Ters yazılmış harfleri işaretlettirir

Mantıksal usavurma testi: Tümevarım ve tümdengelim yöntemleri ile zihin çalışıp çalışmadığını ortaya koyar

ZEKA TİPLERİ:

Mekanik zeka, Kuramsal zeka, Toplumsal zeka, Artistik zeka, Algılayıcı zeka, İcatçı zeka, Uygulayıcı zeka, Eleştirel zeka ve Duygusal zeka şeklinde tanımlanır.

ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR İLE BAŞARILI PARLAK ÇOCUK ARASINDAKİ FARKLAR

Öğretmenlerin, çocuğun olumlu özelliklerinin olumsuz sonuçlar oluşturmaması için dikkat etmesi gerekenlerin başında , üstün zekalı çocuklar ile sınıflarındaki parlak çocuklarla karıştırmamaları gerekmektedir. Bu nedenle parlak ve üstün zekalı çğrencileri birbirinden ayıran özelliklerin bilinmesinde yarar vardır:

Parlak çocuk: Yanıtları bilir, soruları yanıtlar, kolay öğrenir, 3-5 tekrarla öğrenir, düşünceleri anlar, anlamı yakalar, doğru olarak kopya eder, okulu sever, bilgileri emer, doğru ,ardıl sonuçtan hoşlanır, iyi fikirleri vardır, dikkatini yoğunlaştırır, iyi ezberler, teknikçidir, çok çalışır, öğrendiği kadarı ile tatmin olur, üst grubu oluşturur, yaşıtları ile ilgilidir.

Üstün çocuk: Sorular sorar, ayrıntıları görür, tartışır, zenginleştirir, zaten biliyordur, tam öğrenmesi için 1-2 tekrar yeter, soyutlamalar yapar, varsayımlar ortaya atar, yeni bir desen yaratır, öğrenmeyi sever, bilgilerle oynar, karmaşıklıktan hoşlanır, çılgın saçma düşüncelere sahiptir, hem zihinsel hem fiziksel katılır, iyi tahmincidir, yaratıcıdır, çalışmaz görünse de sınavlarda başarılıdır, çok fazla öz eleştiri yapar, grubun ötesindedir, yetişkinleri tercih eder.

Üstün veya özel yetenekli çocukların bazıları, akademik alan başta olmak üzere pek çok alanda üstün veya özel yetenekli olurken bazıları ise sadece bir alanda üstün ve özel yeteneğe sahip olabilirler.

Milletlerin en büyük güç kaynağı, yetişmiş ve nitelikli insan grubudur. Aynı şekilde “kalkınmış ülke” olarak ifade edilen ülkelerin kalkınma sürecinde fen bilimleri, edebiyat, sanat, ekonomi ve siyaset gibi alanlarda öne çıkan kişilerinde yine “ üstün ve özel yetenekli çocuklar” arasından çıktığı gözlenmiştir.

Bu noktadan hareketle, üstün ve özel yetenekli çocukların yeteneklerini geliştirerek, kapasitelerini en üst düzeyde kullanmalarını sağlamak, ülkemizin bugünü ve geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki bir ülkenin geleceği, bir önceki neslin kalitesine bağlıdır. Omuzlarımızda önemli sorumluluklarımız vardır. Bugün demokrasiye, insan haklarına ve çağdaş eğitim olanakları sağlamayan, politikalar üretmeyen, kişisel çıkarlar peşinde koşan yönetimler yerine toplumsal çıkarları ön planda tutan kişilere, yönetimlere ve politikalara ihtiyacımız vardır. Bu bağlamda çalışmalarım türlü karşılaştığım güçlüklere rağmen doğru zeminde ilerlemeye devam etmektedir.

BİRİNCİ TÜRKİYE ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLAR KONGRESİ 

23- 25 Eylül 2004 tarihleri arasında Kadıköy Vali Erol Çakır Öğretmenevi Konferans salonunda gerçekleşen kongrenin açılışını TBMM Başkanı Bülent Arınç yaptı. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın himayesinde gerçekleşen kongre 60 Milyar TL mal oldu. Organizasyonu Milli Eğitim Bakanlığı, Marmara Üniversitesi, Çocuk Vakfı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği üstlendi.

Ülkemizde bu konuda çalışma yapan tüm üniversite, öğretim kurumları ve bilim adamları bu önemli kongreye aylar öncesinden edindikleri tüm tecrübe ve araştırmaları yazılı olarak gönderdiler. Çok sayıda kurumun önerileri ve teklifleri değerlendirilerek Bakanlıkça bu konuda ilk kez BİLİM DEĞERLENDİRME KURULU oluşturuldu.

Kurulda: Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu, Ahmet Akçakaya, Doç.Dr. Ahmet Emre Bilgili, Ali Haydar Sıldıroğlu, Doç Dr. Aydın Gülan, Prof. Dr. Ayla Ersoy, Prof. Dr. Ayla Gürdal, Prof. Dr. Ayla Oktay, Prof. Dr. Ayşegül Ataman, Prof. Dr. Betül Aydın, Prof. Dr. Bülent Zülfikar, Prof. Dr. Cemalettin Göbelez, Doç Dr. Esra Aslan, Prof. Dr. Füsun Akarsu, Prof. Dr. Hayati Hökelekli, Doç Dr. İrfan Erdoğan, İsmail Toksöz, Prof. Dr. Haluk Yavuzer, Prof. Dr. Kenan Gürsoy, Prof. Dr. Korkut Tuna, Mustafa Ruhi Şirin, Münevver Mertoğlu, Prof. Dr. Necmettin Tozlu, Ömer Balıbey, Prof. Dr. Sema Ergezen, H. Sertaç Dalkıran, Prof. Dr. Teoman Duralı, Prof. Dr. Ülker Akkutay, Prof. Dr. Ümit Davaslıgil, Doç Dr. Yüksel Özden, Prof. Dr. Ziya Selçuk bu tarihi görevde yer aldılar.

Gelen yüzlerce çalışmanın içinden en değerli bulunanlar Kongre için basılan Bildiriler ve Makaleler kitabında yer aldı. Kongre üç gün boyuca ülkemizin çeşitli yörelerinden gelen bu konudaki hemen tüm bilim adamları, Milli Eğitim bakanlığına bağlı 24 ildeki Bilim Sanat Merkezi yöneticileri ve bu Merkezlerden seçilmiş 60 öğrenci, konuyu yakından takip eden çeşitli okullarında rehberlik servisleri ve veliler komisyon çalışmalarını yakından takip ettiler, ek öneriler sunuldu, gereksiz bulunanlar çıkartıldı ve Genel Kurulda kongrenin aldığı kararlar Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlarınca değerlendirilmek ve gerekli yasal önerileri sunmak üzere teslim alındı.

Kongreye Üstün yetenekli Çocuklarla ilgili olarak son o­n yıldır kabul edilen ve izlenen çalışmalarım ve ayrıca üstün yeteneklilerin eğitiminde satrancın önemini, gerekliliği ve bu konuda bugüne kadar yapılmış tüm araştırmalar tarafımdan hazırlandı, daha sonra Doç Ahmet Bilgili ile birlikte akademik şablona oturtularak yazılı olarak kurula sunuldu. Önce Bilim Değerlendirme Kurulunca daha sonra Komisyonlarda ve son olarak Genel Kurul’da bu öneri çalışması kabul görerek camiamız açısından tarihi ve önemli bir adım atılmış oldu.

Kongreye bu konuda sunmuş olduğum ilk yazılı çalışmalarımı ( 15 mayıs 2004) Mustafa Kemal Atatürk’ün Maarif Kongresi 16.07. 1921 de söylemiş olduğu “Milletimiz, sahip olduğu istidat ve yetenekleri geliştirmelidir” sözcüğü ile tamamlamış idim. Kongrenin Durum tespit Ön Raporunu hazırlayan komisyon üyelerinden Bursa Bilim ve Sanat Müdürü bugüne kadar gözden kaçan bu ayrıntıyı bulup sunmuş olmamdan ötürü ve yine son derece başarılı bulduğunu söylediği üstün yetenekli öğrencilerin yetiştirilmesine yönelik öneri çalışmalarımı kutladığını ve bu ifadeyi hazırlanan bu raporun en ön sayfasına koyduklarını beyan etti.

Kongrenin bildiriler kitabında yayınlanan çalışmamı sizlere sunuyorum:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here