Capablanca’nın Satranç Dersi – 1

Capablanca’nın Satranç Dersi – 1

FM Selim Gürcan Yorum yapılmamış

Satranç, üzerinde seminer vermesi zor bir temadır. İlgileneceğiniz grup çok değişkendir; dinleyenlerin güç seviyeleri arasında büyük fark vardır ve sonuçta tek bir seminerde tüm izleyenlere uygun olacak konu işlemek neredeyse imkansızdır. İzleyenler arasında çok sayıda güçlü oyuncular görüyorum ve tahmin ederim ki çok daha fazla da daha az güçlü oyuncular vardır. Dolayısıyla en iyisi meseleleri daha az güçlü olan ve başlangıç seviyesinde olmayan oyunculara yönelik anlatmak. Başlangıç seviyesindekiler dinlerken yardıma ihitiyaç duyabilirler ama diğerleri daha fazla yarar görecektir. Sonuç olarak bu gece meseleleri anlatırken kendimi orta seviye oyunculara yönelik olacak şekilde kısıtlayacağım. Bazı güçlü oyuncular kendilerine yararlı şeyler bulabilirken daha zayıf olanlar da yararlanabilir ama amacım orta seviyeye yönelik anlatımda bulunmak.

Satrançta ilerlemek isteyen her oyuncu satrancı üç bölümde düşünmeli. İlki insanların çoğunluğunun en çok zaman harcadıkları alandır: açılış. İkincisi oyunortasıdır ve hemen açılıştan sonra gelir; bu bölüme açılıştan daha az çalışılmaktadır ve hatta üç bölüm içinde en az çalışılan da olabilir. Son olarak oyunsonu gelir ve ona da açılışlara çalışıldığı kadar çalışılmaz. 11 yıl önce bir kitap yazdım ve tüm kitapların yaptığı gibi açılıştan başlamaktansa daha uygun olduğunu düşünerek oyunsonundan başladım. Tahmin edersiniz ki tüm taşlarla uğraşmaktansa bir iki taşla uğraşmak daha kolaydır. Dahası ilginç ama doğru bir tespittir ki eğer bir oyuncu oyunsonuna ciddi önem vermezse Dünya Şampiyonu ve adayı olamaz. En güçlü oyuncuların bile oyunsonları zayıf olabilir. Sonuç olarak oyunsonuna diğer bölümlere verildiği kadar önem verilmektedir.

Kendini geliştirmek isteyenlere bahsettiğim kitabı önerebilirim. İsmi “Satrancın Esasları” ve dediğim gibi oyunsonu ile başlar. Oyunsonundan sonra kitabım pek çok oyunda oluşabilecek oyunortası konumlarını inceliyor ve bunlar istenilen hedeflere ulaşmak için model olarak kullanılabilir. Ve son olarak oyunun bu iki bölümünden sıkıldığınız zaman açılışlara çalışabilirsiniz ve açılışlar da sizi bahsettiğimiz iki bölüme ulaştıracaktır. Sık olarak açılışları ezbere bilen oyuncularla karşılaşırım. Bun hamleleri kitaplardan öğrenmişlerdir ve çok iyi bildiklerini sanırlar. Gerçekten de ezbere iyi bilirler ama o kadar. Açılışların arakasındaki temel amaçları bilmezler ve dolayısıyla o açılışın getirdiği faydaları anlamazlar ve sıklıkla kaybederler. Ve kayıplarının sebebi de açılışları öğrenmeden ve derinlemesine incelemeden ezberledikleri içindir. Elbette kaybetmek herkesin başına gelebilir ama bu daha çok oyunun diğer iki bölümüne değil de sadece açılışa çalışanların başına gelir.

capablanca ders

Genel olarak Beyaz oyununu geliştirirken insitatifi almalıdır çünkü insiyatif Beyazın ilk hamleye sahip olmasıyla elinde olan tek üstünlüktür. Eğer karşılığında bir şey alınmazsa insiyatif (girişkenlik) terk edilmemelidir. Karşılık en küçük materyal kazancı olarak piyon olabilir veya rakibin atağına çok dirençli olabilecek çok sağlam bir konum elde etmek olabilir. Tüm diğer durumlarda Beyaz girişkenliği elinde tutmalı yani atak etmelidir. Siyah ise deyim yerindeyse girişkenliğin kendine geçmesini beklemelidir.

Oyunun gelişim bölümünde şecilebilecek pek çok açılış vardır ama hepsi de merkez kontrolüne yöneliktir. Tahtanın merkezi dört kareden oluşur e4, d4, e5 ve d5 ve bunlar açılışın hedef noktalarıdır. Sıklıkla açılışların şu şekilde oynandığını görmüşsünüzdür: g3 ve Fg2. Amaç uzaktan merkezi kontrol etmektir. Merkeze doğrudan piyon da getirebilirsiniz; 1.e4 ve devamında d4 sürüşü. Mücadele merkezi kimin kontrol edeceği ile alakalıdır. Beyazın ilk hamle üstüğünlüğünden dolayı merkezde üstünlüğü vardır; siyah bundan olabildiğince sakınmalıdır. Eğer siyah zaman kaybederse beyazın kesin ve büyük bir avantajı olur.Size oluşabilecek tüm varyantları anlatmak istemem çünkü bu çok zor bir iş olacaktır ve bahsettiğim gibi bunları pek çok kitapta bulabilirsiniz. Ama önemli bulduğum şey açılışların amacını anlamaktır. Daha sonra bilginiz ve kitapların yardımı ile açılışların yemellerini öğrenebilirsiniz.

vidmar ders

Milan Vidmar

Genel olarak oyuna değinecek olursak pek çok oyuncunun özellikle de tecrübesiz olanların atak için piyon hatta alet verdiklerini görürsünüz. Bunu  eleştirmem çünkü oyuncular girişkenliği ve atak imkanlarını ellerinde tutmalıdırlar. Ama bunu yaratıcılıklarını geliştirmek için yapmalıdırlar, bu şekilde oynamanın daha iyi olduğunu düşünerek değil. Bu noktada dünyanın en iyi oyuncularından biri ve aynı zamanda bilim ve maharet insanı olan D Vidmar ile ilgili bir anektod anlatmak isterim. 1922 yılında Londra Turnuvası’nda ikimiz de oynuyorduk ve görece olarak genç ve tecrübesiz bir oyuncu da oynamaktaydı. Bir defasında o oyuncu çok şiddetli bir atak için bir alet (veya 2, 3 piyon; tam hatırlamıyorum) feda etmişti ama görülüyordu ki bu beyefendi tüm atağına rağmen alet (veya piyonlar) altta oyunsonuna geçecekti. Bu duruma bakarak Vidmar dedi ki “Önemli olanın rakinin taşlarını feda etmek olduğunu henüz öğrenememiş” diye yorumda bulundu. Bu anektodu anlatıyorum çünkü gerçekte kazanca oynuyorsanız hiçbir şey feda etmemelisiniz. Yine de tekrar ediyorum tecrübesi az genç oyuncular için iyi antrenman olur. Ama yeterince bilgili ve birinci kademe oyuncu olmaya yakın oyuncular Vidmar’ın dediğine kulak vermeli: rakibin taşlarını feda etmeye çalışın ama elbette rakibin atağı sonuç almıyorsa. Şunda ısrar ediyorum ki belirsiz bir atak için alet feda etmek kötü sonuçlanabilir; bir alet şüpheli bir değerlendirmeden daha değerlidir. Alet feda etmeden önce hızlıca karşılığını alacağınızdan emin olmalısınız.

 

Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir