Anılar – 10

0
23

1978 Portekiz dönüşü kazandığım konservatuvara bir buçuk ay sonra ilk kez uğramıştım. Müziği de babamın vasıtası ile sevmiş ve aynen satranç gibi küçük yaşlarımda tanışmıştım ancak o zamanlar sadece melodik çalabiliyordum kulaktan. Okula uğradığım ilk gün sınıf çok ilerlemişti derslerde bırakın nota okumayı eserleri sözleriyle seslendirebiliyorlardı. İlk dersim Hanımefendi hocam İnci Çayırlı ile idi. Sınıfta tüm öğrenciler eseri sözleriyle teker teker okuyorlardı sıra bana gelince hocadan affını isteyip henüz notayı dahi bilmediğimi söyledim. Satranç anısı ile ne ilgisi var diyenler biraz sabır göstersinler lütfen. Aynı satranç gibi bilinmez bir meçhule adım atmıştım. Benim de okuyabilmem, arkadaşlarım gibi olabilmem ve o 1.5 aylık açığı kapatabilmem lazımdı. Dersteki notalarımı şeffaf dosyama koyup doğruca İSD nine yolunu tuttum. Düşünüp plan yapmam lazımdı. Dernek için henüz erken saat olduğundan kimseler yoktu ki kapıdan Demir Abi girdi ve ben herzeyi unutup yıldırıma başladım ancak arada şeffaf dosyamla bakışıyorduk. Yıldırıma ara verince nededir bilinmez bir güç beni içerdeki odada hep çalışan Nevzat Süer’in yanına itti. Kendisi orada hep dergisi ile uğraşır maçlar analiz ederdi. Beni görünce hemen ayağa kalktı ve beni süzerek şeffaf dosyamda ters olarak duran notayı okumaya başladı. Ayağa kalkmasının sebebi gördüğü notaydı. Bendeki şaşkınlığı siz anlayın. Ben kendisinin müzik yönünü hiç bilmezdim. Kendisi keman ve piyano çalarak “Çin bar” gençliğinde hayatını idame ettiğini falan anlattı. Benim için bulunmaz bir nimetti. Satranç ve Müzik. Aynı kişide toplanmıştı. Nevzat bey ve babamla onların sayesinde müziğin de alfabesini öğrenmiştim. Artık sabahları okula gidip akşamları da derneğe gidiyordum. Satranca adeta kuma getirmiştim ancak ikisi çok iyi anlaşıyorlardı. Satranç müziğe müzik de satrancıma çok şeyler kattı. Konservatuvarda hoca olarak 33 yılım bitti ve her ikisi de aynı aşk ile devam ediyor. Okula girdikten sonra katıldığım ferdi turnuva gecelerinde hemen hemen her satranççı kendi ülkesinden şarkılar söylerdi sıra bana geldiğinde ben hem söyler hem çalardım millet şaşırırdı hatta benden oyunda çekinenler bile olurdu. Satranç ve Müzik… Süper ikili. Hayatıma bu ikilinin girdiği ve beni içlerine kabul ettikleri için çok şanslıyım. Lütfen ukalalık olarak algılamayın, şayet bu ikiliye çok zaman ayırıp çalışmasaydım yüzüme bile bakmazlardı. Zamanla satranç kitaplarım çoğalmıştı ve ben hep informatordan maç bakarken müzik dinler ikisini hiç ayırmazdım. Varyantı unuttuğumda o varyantı çalışırken dinlediğim müziği hatırlar ve anında hamleler de aklıma gelirdi. Aynı şekilde körleme olarak baktığım açılışlarda daima müzik de olurdu. Akademisyen olarak mesleğimden para kazansam dahi müziği de hobi olarak yaşıyorum aynı satranç gibi. Nereye gidiyorsun diye soranlara hiç bir zaman işe gidiyorum dediğimi hatırlamıyorum. Hep okula gidiyorum dedim ve demekteyim. Aşk olmadan meşk olmuyor gerçekten. Tatlı uykular…

TEILEN
Önceki İçerikAnılar – 9
Sonraki İçerikAnılar – 11

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here