ChessBase Nasıl Doğdu ?

ChessBase Nasıl Doğdu ?

FM Selim Gürcan Yorum yapılmamış

Frederic Friedel, ChessBase’in iki kurucusundan biri, uluslararası satranç dünyasının önemli isimlerinden… Objektiflerin önünde değil; fakat daha çok arkasında. ChessBase?in İngilizce sayfasındaki bütün haberleri hazırlıyor ve aslında satranç dünyasının gündemine yön veren isimlerden birisi. Frederic Friedel, bu yazıda Özgür Akman’a ChessBase’in kuruluş hikayesini anlatıyor.


1Hikayeye geçmeden önce Frederic’le nasıl tanıştığımı anlatmam, onu tanımanıza katkıda bulunacaktır. Biraz uzun da olsa yazıyorum.

Frederic Friedel ile FIDE Başkanlık Kurulu Toplantısı, Yaş Grupları Türkiye Şampiyonası, İş Bankası Satranç Ligi’nin bir arada yapılacağı organizasyonlardan önce de yazışıyordum. ChessBase’de Kübra ile ilgili  yayınlanan bazı haberlerin yayınlanması sürecinde, Kasparov ile yaptığım ve SABAH gazetesinde yayınlanan röportaj ile ilgili olarak da onunla yazışmıştık (Bkz: http://www.chessbase.com/newsdetail.asp?newsid=3572 ve http://www.chessbase.com/newsdetail.asp?newsid=3536). Daha sonra FIDE Başkanlık Kurulu Toplantısı?na geleceğini Ankara’dayken öğrenmiştim. Geldiği gün, daha elinde bavuluyla resepsiyondayken Limra Hotel’deki koşuşturmacanın arasında onu tanımıştım. Yanına gittim, kendimi tanıttım. Hemen:

-Demek Özgür sensin. Senle müsait bir zamanda mutlaka konuşmamız lazım. Senle yapacak çok işimiz var!? dedi. Hem de neredeyse BBC’nin haber sunucularını hatırlatan netlikte İngiliz aksanıyla! Bunun nedenini ileride öğreneceğiz.

Türkiye’de kaldığı süre içinde o zaman daha yeni başladığım işimi dünyada en iyi yapan insan ile birlikte beraber çalışma imkanım oldu. Yaptığım işle ilgili, satranç dünyasıyla ilgili birçok şey öğrendim. Yıllarca bu işle uğraşınca, bazı satranççılarla iş ilişkisinin ötesinde ilişkileri olmuş, birçoğunu Almanya’nın Hamburg kentindeki evinde misafir etmiş. Saydığı isimlerin birçoğu bu gün satranç dünyasının yıldızları. Bir gün Kasparov röportajını sordu, gönderdiğim haberin haricinde gözlemlerimi duymak istiyordu. Anlattıklarım ise onu hiç şaşırtmışa benzemiyordu. “Kasparov ile iş ilişkisinin ötesinde yakın bir dostluğumuz vardır” dedi. Daha sonra bu dostluğun nedenini de hep beraber öğreneceğiz!

Ben de Frederic’le ilgili bir haber yapmaya karar verdim. Bu haber, kesinlikle Satranç Okulu için, biçilmiş kaftandı. Kendisi röportaj şeklinde olsun pek istemedi. Ben de “Peki, ChessBase’in kuruluş hikayesini anlatmaya ne dersiniz?” dedim. Hemen kabul etti. ChessBase’i anlattı. ChessBase’in kuruluş hikayesinden beklenmedik büyük bir süpriz çıktı. Sonra ChessBase ve Friedel’in satrançla ilişkisiyle ilgili başka şeyler de konuş-tuk. Ben sordum, o anlattı. Ben sormadım, yine anlattı. Farkında olmadan aslında bir çeşit röportaj oldu. O da şikayetçi görünmüyordu, ben de anlattıklarını derledim.

Artık söz Frederic’te. İşte onun ve ChessBase’in hikayesi:

-“Benim hayatım, biraz karışık. Babam Bavyeralı bir Alman’dı ve ben doğduğumda Nazilerle sorunları vardı. Ben 60 yaşındayım. Ben de o oldukça yaşlıyken doğdum. O, Almanya büyük bir değişim geçirirken Almanya’dan kaçtı. İran’dan Asya’ya geçti. Orada, Portekizli bir kadınla evlendi, daha doğrusu yüzde yetmiş beş Portekizli ve yüzde yirmi beş Hint. Ben de Asya’da doğdum ve doğada büyüdüm. Babam, herpetolojist yani yılan uzmanıydı. Ben de vahşi hayvanlarla iç içe büyüdüm sayılır. Ben de yılan toplardım, yılanları beslerdim başka hayvanlar toplayarak. Sonra Avrupa’ya birkaç kez gittik. Orada İngiliz okullarında okudum, bu nedenle İngilizce’yi düzgün konuşurum. Ayrıca Almanca’yı da İsviçre aksanıyla öğrendim. Daha sonra İsviçreceyi , Portekizceyi ve Almanca’yı unuttum. Sadece İngilizce konuştum. 14-15 yaşına kadar bu durum devam etti ve bu yaşlarda Almanca’yı yeniden öğrendim ve Almanya’ya geri döndüm. O günden beri de Almanya’dayım. Felsefe eğitimi gördüm; ancak daha tarihi sorunlar veya metafizikten ziyade modern felsefenin önemli sorunlardan dil felsefesi ve evrim felsefesi ile uğraştım. Evrimsel epistemoloji uzmanlık alanlarım. Üniversite kariyerine başlamaya niyetliydim; ancak ben profesör olmadan önce bir başka profesörün ölmesi gerektiğini fark ettim. O nedenle bir “bilim gazetecisi” olmaya karar verdim. Bilimle ilgili televizyonlara belgeseller hazırlıyordum. Bir gün de bilgisayarlar ve satranç konulu bir belgesel hazırladım. Oldukça ilginç bir konuydu. Konu hakkında okumuştum. Satranç dünyasına ilk girişim buydu. Bu belgeselle ilgili derin araştırmalar yapmıştım ve bu belgesel çok beğenildi ve yeni bir tane hazırlamam istendi. Hatta, ikincisi de çok beğenildi ve benden üçüncü belgeseli de hazırlamam istendi. Birçok oyuncuyla tanıştım bu süreçte, örneğin o zaman çok genç olan Nigel Short, 14-15 yaşlarımda elime geldi. Sonra belki de 30 defa evimde kalmıştır. Daha sonra John Nunn geldi. 1985?te ise…Kasparov…Çocukken satranç oynardım, babam oldukça kuvvetliydi, 18 yaşındayken oldukça ciddileşmiştim. 19 yaşında ise bıraktım; çünkü iyi bir satranç oyuncusu olmak için bütün hayatınızı satranca adamanı gerekiyordu ve aslında yetenekli de değildim. Eğer bütün hayatımı satranca adasaydım belki zayıf bir uluslararası usta olurdum. Daha fazlası kesinlikle olmazdı. En iyisi ciddi oynamamaktı; ama satrancı hep sevdim, problemler çözerdim ve satrançla bağlarım vardı.”

 

Chessbase’in Uzun Hikayesi

-“ChessBase”in hikayesine, yani asıl konumuza dönelim.

-“Uzun versiyonunu mu kısa versiyonunu mu istersin?”

-“Uzun versiyonu!”

-Hikayenin uzun versiyonu şöyle. 1984, hayır 1985’te , Garry Kasparov isimli çok kuvvetli genç bir satranççının evinde benimkiyle aynı model bir bilgisayarı olduğunu öğrendim. Ben de bir CD’ye, düzeltiyorum, bir “diskete” birkaç güzel oyun koyup, disketi zarfa koydum ve Garry Kasparov’a Bakü, SSCB’ye yolladım. Hiçbir şey olmadı. Sanırım ikinci bir disket de göndermiş olabilirim; ancak tam emin değilim. 6-8 ay sonra Hamburg’da Robert Hübner ile bir maç oynanıyordu [Not: ChessBase’in merkez ofisi ve Frederic Friedel2in evi Hamburg’ta]. Boş günde kendisini davet edenleri “Bir arkadaşımı ziyaret etmem gerekiyor.” diyerek geri çeviriyordu. Burada bir arkadaşı mı var? Evimin kapısı çaldı, kapıyı açtım kapıyı çalan genç adam:

-“Merhaba, ben Garry Kasparov. Siz Frederic misiniz?” dedi.

-…

On dakika içerisinde arkadaş olduk ve bütün haftayı bilgisayarlarla ilgili konuşarak geçirdik. Bilgisayarların nasıl çalıştığı üzerine konuştuk. Bana sürekli şunu söylüyordu:

– “Satranç için kullanmalıyız bilgisayarları, bir yolu olmalı mutlaka!” Ben de ona soruyordum:

-“Nasıl ?”

Bir gün bana döndü:

-“Bundan bir tane yapmalısın. Ona ne diyordun veritabanı(database) mı?”

-“Evet.”

-“Ondan mutlaka yapmalısın.”

Ben de ona veritabanının ne olduğunu anlattım. Veritabanına oyunları yüklemenin mümkün olabileceğini ve aslında oyundaki hamleleri de bir tür grafik ara yüzde ekranda görülebileceğini anlattım. Yıl 1985’ti. Onu Hamburg?a davet eden kurum aslında “Der Spiegel” idi. Bu ziyareti duymuşlar ve “Kasparov ve Friedel Satranç Veritabanı Yapmak İstiyorlar” başlıklı bir haber yapmışlar. Tabii, Avrupa’daki her maceraperest “Bunu yapabiliriz”, “Biz zaten yaptık”, “Size yardımcı olmak istiyoruz” gibi birçok mesaj attılar. Tabii böyle bir program yapmak gerçekten zor. Onlara programcı olmadığımı söylüyordum.

zmd09
Kasparov Chessbase hakkında:  ?Satranç dünyasında devrim oldu. Bu matbaadan beri satranca ilişkin en büyük buluş!?


Bir gün, sadece birkaç hafta sonra, bir bilgisayar fuarındaydım ve genç bir adam yanıma geldi.

-“Friedel siz misiniz?”
-“Evet.”
-“Duyduğuma göre bir veritabanı hazırlamak istiyormuşsunuz. Ben bir tane yaptım.”


Bana bir disket verdi. Ben de eve götürdüm. Makineye taktım. Mükemmeldi! Çok güzel bir programdı. Zaten program yapılmıştı. Onu aradım.

-“Bunu birisine göstermek istiyorum. Basel’a gelir misiniz?” diye sordum.

-“Tabii, yapabilirim. Bunu kime göstermek istiyorsunuz?”

-“Garry Kasparov.”

Kısa bir sessizlikten sonra telefonun karşı tarafındaki bey:

-“Aman Allah2ım!” dedi. O zaman Kasparov zaten Dünya Şampiyonluğu’nu kazanmıştı. “Sizi Nirvana ile tanıştırmak istiyorum” demek gibi bir şeydi yani. Benimle birlikte İsviçre’ye geldi ve Garry’e veritabanını gösterdik. Garry, gösterdiğimiz veritabanını inceledikten sonra şöyle dedi:

“Satranç dünyasında devrim oldu. Bu matbaadan beri satranca ilişkin en büyük buluş!”

 

Gelen kişi, Chessbase’in diğer CEO’su Matias Wüllenweber idi. 

Devamı sonraki yazıda…

2

TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı,  Zurab Azmaiparashvili ve Frederic Friedel. Friedel, bir Playchess bağımlısı daha kazanmanın mutluluğunu yaşıyor!

 

 

 

Kategoriler
Makaleler
Bir yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir