Titan konuştu !

0
250
kasparov

Garry Kasparov satranç oynadığı gibi konuştu : dolambaçsız, öz eleştirel, gerçekte olduğu gibi.

2004 Rus Şampiyonası’ndan başlayıp Süper Final’deki büyüleyici zafere dem vuran, Kasimdzhanov’a karşı oynayacağı maç, Kramnik ve Fischer hakkında kapsamlı ve derin bir konuşma.

Titan konuştu

Garry Kasparov ile röportaj

Bu röportaj Chess Pro Web sitesinde ( www.chesspro.ru ) Rusça yayınlanmıştı. Aryan Argandewal tarafından İngilizce’ye, O.Oğul Köseoğlu tarafından Türkçe’ye çevrildi ve Chess Pro’nun izniyle yayınlanmaktadır.

“En büyüğü” tekrar tahtında görmek çok güzel. Taht o­na gerçekten yakışıyor. O sadece büyük bir isim değil, büyük bir savaşçı.Super Final’deki sonuçlara bakmadan da söylemeliyiz ki, tüm oyunlarda, enerjisinin her zerresini harcadı. Bütün zamanların en iyisi olduğunu gösterircesine mücadele etti. Hakettiği sadece Altın Madalya ve Rusya’nın tartışmasız Şampiyonluğu değil, dünyanın her tarafındaki hayranlarının saygısı…

(Çevirenin notu : Rusya’da birisine, babasının ilk adından gelen, patronymic’iyle hitap etmek büyük bir saygı belirtisidir. “Gary Kimovich” ya da Karpov için “Anatoly Yeygenyevich”, “Mr. Kasparov” dan daha büyük bir saygıyı gösterir.)

Soru : Gary Kimovich, dünyada kazanmadığınız unvan yok ama ilk defa tek başınıza Rusya Şampiyonu oluyorsunuz! Bu durum size ne hissettiriyor?

Kasparov: İlk önce, sonuçtan oldukça memnunum. Sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da : Geçen sene tüm sezonda sadece bir maç kazanabilmiştim, burada toplamda beş! Ayrıca en sonunda “geçerli” bir unvan kazandım. Oğlumun karşısında gururla durmamı sağlıyor. Baba Rusya Şampiyonu! İlginçtir ki bu benim ilk “temiz” zaferim. SSCB şampiyonluğu ünvanını iki kere paylaşmıştım, 1981’de Psakhis ile ve 1988’de Karpov ile.

Soru: Oyununuzdan memnun musunuz?

Kasparov: Evet, genel olarak iyi oynadım. Tabi ki bazı kusurlarım oldu, tıpkı diğer katılımcılar gibi pek çok hata yaptım. Şampiyona sırasındaki baskı çok büyüktü. Bir kere bile bütün bir oyunu oynamayı başaramadım, sadece birkaç “dilim” oynayabildim. Tabi ki şaşırtıcı bir durum değil. Her geçen yıl satranç daha da zor, daha spor gibi bir hale geliyor. Artış sadece ev hazırlığında değil, rakiplerin tahtadaki esnekliğinde de fazlaca mevcut.

 

Bu turnuvada yerimi korudum. Tseshkovsky karşısında, hatta belli bir ölçüde Grischuk karşısında, şanslı olduğumu söyleyebilirsiniz. Fakat diğer taraftan da Morozevich’e karşı çok büyük bir üstünlüğüm vardı ve Motylev’e de kaç defa kazanabileceğimi söylemeye gerek bile yok. Ne olursa olsun konumsal oyunum +4 ya da +5 ELO’da kaldı ve bu puanı almam da adildi. Geçen iki senedeki kronik başarısızlıklardan sonra (Linares 2002’den sonra hiçbir turnuvayı kazanamamıştım) bu zafer hepsini unutturdu!

Soru: Bu sonucu Wijk aan Zee 1999 ve Linares turnuvalarındaki performanslarınızla karşılaştırabilir misiniz?

Kasparov: Bu sonuç tabi ki karşılaştırılınca biraz düşük. O zamanlar durum tamamen farklıydı. İlk olarak artan ev hazırlığı seviyesini göz önünde bulundurmalısınız, ikincisi ve daha önemlisi de , 1999 yılında Dünya Şampiyonu’ydum ve gücümün zirvesindeydim.

Soru: Sanki turnuvaya biraz ihtiyatlı girmiştiniz ama sonra formunuzu görünce maç üstüne maç kazanmaya başladınız. Oyununuzu pekiştiren ne oldu?

Kasparov: Aslında en başından beri oldukça iyi oynadım. İlk turda Bareev’e karşı biraz endişeli ama iyi bir oyun kazandım. Muhakemesi zor ama bence Bareev ile oyunumun kalitesiyle Dreev ile oyunumun kalitesi arasında pek fark yoktu. Sanki rakipler formda olduğumu görünce korktular! Tek özel bulduğum oyunum Motylev ile olandı. Bir noktada zihnimde, notasyon kağıdına kendim için bir puan yazdım. Orada oturuyor ve merak ediyordum : Nasıl oyun hala devam edebilir? Altı saatten sonra, genellikle, oynamak zor oluyor. Bugünlerde maça hazırlık çok büyük bir zaman alıyor – gerçekçi olmak gerekirse iki, üç saatten az değil. Günde o­n saat çalışmak oldukça baskılı bir program, her türlü sağlık normunun ötesinde. Bu yüzden, bir noktada kendimi kapattım. İnandım ki Beyaz birden fazla yolla kazanıyordu. Ortaya çıktı ki konumsal muhakememde haklıydım. Fakat rakibimin sağlam savunma kaynaklarını hafife almışım. Bir sonraki oyun Epishin’leydi. Sert bir mücadeleyle çok iyi oynadı. Oyun beraberlikle sonuçlandı…

Soru: Anahtar maç Dreev’le olan mıydı?

Kasparov: Kesinlikle, o oyunu kazanmamış olsaydım, turnuvanın benim için nasıl sonuçlanacağını söylemek zor olurdu. Yeni ve kuvvetli bir fikirle karşıma çıktı ama -uzun rok ile devam eden- ana devam yoluna girmeyi reddetti. Beyaz kesinlikle kayıp konumda değildi ama beraberlik için mücadele etmek zorunda kalan da o oldu! Hemen oyunsonuna geçmeyi seçti ve orada da tıpkı Motylev’le olduğu gibi rakibimden daha iyi oynamayı başardım. O oyunsonunun yarattığı sorunları daha iyi kavrayabildiğimden, sonuçta kazandım.

Soru: …ve bir sonraki gün Tseshkovsky’ye neredeyse kaybediyordunuz.

Kasparov: Evet, düello çok gergin ve yorucu oldu. Gereksiz yere birkaç atılgan hamle yaptım ve oyunu kaybetmenin sınırına geldim. Tek umudum beyazın çok fazla imkanının olmasıydı ve sonunda Tseshovsky hata yaptı! Ama bu oyunda ben de hata yaptım, hatta ölümcül hatalar. Ayrıca Svidler ile oyunumda üstünlüğümü değerlendirmeyi başaramadım. Belki de bu noktada tek “temiz” oyun, o­nda da kendi konumumda birkaç kusur yaratmış olsam da, Timofeev ile oyunumdu. Çok büyük bir üstünlüğüm vardı ama rakibimi elimden kaçırdım…

Soru: En büyük rakibiniz Grischuk ile maçınız hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Kasparov: Psikolojik olarak son turda oynamak benim için çok zordu. Turnuva boyunca kendimi, Grischuk ile oynayana kadar, o­ndan 1 ya da 1.5 puan önde olmaya ayarlamıştım. Böylece kendisine ikinciliği garantilemiş olacaktı ve kolayca her şeyini ortaya koyup ya kazanmak ya da kaybetmek için oynayacaktı. Bu olasılık için bazı yeni açılış fikirlerim vardı. Ama turnuvanın durumu değişince agresif oynamaya gerek kalmadı vetüm hayatım boyunca oynamış olduğum Najdorf’a dönmeye karar verdim. Tek tereddütüm hangi varyantı oynayacağım konusundaydı. Siyah taşlarla tüm devam yollarını oynuyorum, tüm konumları sınamak istedim! Bu yüzden son ana kadar hangi varyantı oynayacağıma karar vermedim! 10…e6 yı düşünerek 6…Ag4 oynadım. 10…e5 i de deneyebilirdim ama bazı nüansları daha iyi görmek istedim. Ama Grischuk mükemmel bir konumsal anlayışa sahip ve önüme ciddi sorunlar çıkardı. Şunu da söylemeliyim ki: O oyunda siyah çetin bir oyun sergilemedi. Eğer durum gerektirseydi, uygulayabileceğim çok daha çetin planlar vardı. Ben sadece satranç oynayıp tadını çıkarmak istedim. Ünvanı bir gün önceden kazanmış olduğumdan oynamak çok zor oldu. Kendinizi O oyunun sonuca götüren oyun olduğuna ayarlıyorsunuz ama vücudunuz farklı bir emir veriyor : Hepsi bu, turnuva bitti! Morozevich’le oyunum sırasında bile, ki o sırada Grischuk çoktan kaybetmişti, kendimi turnuvayı şimdiden kazandığım şeklindeki düşüncelerden arındırmaya çalışıyordum. Ama o his orada ve var, bu konuda yapacak pek bir şey yok.

Soru:Başarınızın sırrı nedir?

Kasparov: Rakiplerimden daha az hata yapıyorum. Tekrarlıyorum : durum çok gergindi, herkes bütün enerjisiyle elinden geldiğince mücadele etmek istiyordu ve herkes hatalar yaptı. Tseshovsky ile olan maçım dışında, (Grischuk ile olan oyunumun benim için çok da kolay olmamasına rağmen) hiç sonucu etkileyecek hata yapmadım. Bütüne baktığımızda, pek çok müthiş hamleyle geldim. Turnuvanın kendine has doğasına bakacak olursak, oyunun her aşamasında gayet iyi oynadım.

Soru: Morozevich ile olan oyununuzdan sonra, ünvanı garantileyerek, şöyle dediniz : “Başka hayalim yok”. Ne demek istediniz?

Kasparov: Bir noktada fark ettim ki, Rusya Şampiyonu ünvanını kazanmaktan başka hiçbir hayalim yok. “Koleksiyonumda” olmayan son ünvan buydu. Dünya Şampiyonu oldum, SSCB Şampiyonu oldum, Olimpiyat Şampiyonu oldum, Avrupa Takımlar Şampiyonu oldum. Başka ne kaldı? Bu günlerde satranç dünyasındaki gelişmelere biraz felsefi bir gözle bakıyorum. Eğer gelecekte FIDE Dünya Şampiyonluğu ünvanı için Kasimdzhanov’a karşı –belki sonra da yeniden birleşme maçında- oynama fırsatı bulursam, oynayacağım. Eğer bulamazsam oynamayacağım. Bir süredir bu meselelere felsefi bir gözle bakıyorum. Basitçe şunu fark ettim ki, başka bir zafer, özgeçmişime pek bir şey katmayacak.

Soru: Anand, aynı soruya cevap verirken, “Hayatımdan memnunum” dedi.

Kasparov: Benden farklı olarak Anand hiç Dünya Şampiyonu olmadı! En azından tartışmasız Dünya Şampiyonu olmadı.

Soru: Şampiyonadaki ikinci en yaşlı katılımcıydınız. Tseshkovsky’yi saymazsak en yaşlı siz olacaktınız. Siz Dünya Şampiyonu olduktan sonra doğan GMlerle oynamak size ne hissettiriyor? Size bu motivasyonu veren ne? Nasıl 40 yaşından sonra, hala masada oturup ısrarla bir şeyler kanıtlayabiliyorsunuz?

Kasparov: Bu konuda Hotel Rossija bana çok yardım etti. 20 yıl önce Karpov ile ilk maçımda otele -5 puanla giriyordum, bu sefer +5le girdim. Dedikleri gibi her etki denk bir tepki doğurur. Şampiyonanın aynı binada düzenlenmesi bana bir çeşit motivasyon sağladı.

Soru: Şans eseri aynı odaya düşmediniz, değil mi?


Kasparov:
Hayır, bu sefer oda farklıydı. Eskiden birkaç kat yukarıda kalmıştım. Ama yine de aynı girişi kullandım.

Aslında satranç bir kendini keşif sürecidir. Kendimi yakın hissettikçe motivasyonum da olacaktır. Beni zaman zaman endişelendirse de, asıl mesele rakiplerimin yaşı değil. Hala tahtada olan bitene kendimi çok yakın hissediyorum. Yakın olduğum sürece oyun ilgimi çekiyor!

Satranç devamlı evrim geçiriyor, oyunculardan devamlı daha fazlasını talep ediyor. Açılış veritabanları boyut konusunda patlıyor. Bazen bir maç için hazırlık yaparken, 2000 yılını düşünüyorum, o zaman böyle şeyler yoktu. 2000 yılında! Ya 1985! Sonra hatırlıyorum işte, burada Hotel “Rusya” da (Nostaljiye kapılıyorum, yapabileceğim bir şey yok.) 20 yıl önce maça, hazırlığımızın nasıl daha iyi olabileceğini düşünerek hazırlanırdık, ben ve Karpov’dan başka kimse bunu bilmezdi! Bunu şöyle düşünün : 2000 yılında Kramnik’e karşı maçım için yaptığım hazırlık, bugünkü şartlarda, bir oyun için yapılan hazırlığın gereklerini karşılamaya yeterli değil.

Soru: Satrançla beraber siz de değişiyor musunuz?

Kasparov: Tabi ki.

Soru: Bir satranççı olarak mı değişiyorsunuz?

Kasparov: Doğal olarak yaşlandıkça fark ediyorum ki gençken sahip olduğum enerji artık yok, ama enerjim yetiyor. Enerji eksikliğini devamlı başka bir öğeyi öne çıkararak telafi edebilirsiniz. Daha iyi bir kavrayış ya da azim gibi… Ama yine de içsel bir motivasyonunuz olması mecburi, ilginç bir şeyler yapma tutkusu… Bu içsel motivasyona sahip oldukça her şey yolunda.

Soru : Bu turnuvada yaptığınız en iyi hamlelerden iki-üçünü gösterebilir misiniz?

Kasparov: Bareev ile olan maçımda hamle tekrarından kaçınma kararım, inanıyorum ki, çok önemliydi. Beraberlikten kaçınıp şöyle oynadım : 33.c5!

Kasparov,G (2813) – Bareev,E (2715) [B19]
57th ch-RUS Moscow RUS (1), 15.11.2004

Oyun şöyle devam etti :33…Fe7 34.Axa7 Axa7 35.Kxa7 Ff8 36.Fa5 Fxc5 37.Kxg7+ Şxg7 38.Fxd8 ve Beyaz 48 hamlede kazandı.

Timofeev,Arty (2611) – Kasparov,G (2813) [B50]
57th ch-RUS Moscow RUS (9), 25.11.2004

Sanırım Timofeev’e karşı açılışta çok kuvvetli bir plan buldum :
10…Ad7 ve 11…a4!

Grischuk,A (2704) – Kasparov,G (2813) [B90]
57th ch-RUS Moscow RUS (11), 27.11.2004

Grischuk ile oyunumdaki 28…Şd7! Bence çok önemliydi. Şah tehlike bölgesinden uzaklaştı!

Kasparov,G (2813) – Motylev,A (2651) [C42]
57th ch-RUS Moscow RUS (4), 18.11.2004

Aklıma gelmişken, Motylev’e karşı oyunsonunda 35. hamle civarından 50. hamleye dek, zaman sıkışıklığında, çok iyi oynadım. Nesnel olmak gerekirse oyunortası Beyaz için biraz kötüydü. Ama rakibimden daha iyi oynamayı başardım. Konum oldukça dengesizdi, ama planımı başarılı bir şekilde uygulamasını bildim.

35.g4!

Bu oyunda 54.Kc6? ya kadar çok iyi oynadım. 54.Kh5 Siyah Şaha mat tehditleri sayesinde hemen kazanırdı. Belki de bu, tüm şampiyonada en sağlam oynadığım oyundu.

Soru: Rakipleriniz arasında üzerinizde en büyük etkiyi bırakan kimdi?

Kasparov: Grischuk kendinden çok emin oynadı. Ne yazık ki Korotylev ile oyununda sanki konumunu yeniden değerlendirdi ve bir şeyleri zorlamak durumunda kaldı. Bütününde Motylev ve Timofeev iyi oynadı. Sanırım Super Final, Sovyet Şampiyonalarındaki, Batıda az tanınan genç GMlerin, kuvvetli ustalar karşısında iyi oynayarak, isim kazanmaları geleneğini, yeniden canlandırdı. Çok açık ki her iki oyuncu da, Motylev ve Timofeev, turnuva sırasında olgunlaşıyorlardı. Her ikisi de oyunlarını geliştirdi ve buna gelecekte de devam edeceklerdir.

Soru: Belki gereği yoktur ama, turnuvada kimler hayal kırıklığına uğradı?

Kasparov: Tabi ki en büyük sürpriz Svidler ve Morozevich’in başarısız oyunlarıydı. Son turda her ikisinin de iyi oyunlarıyla dikkat toplamalarına rağmen…

Soru: Sizce bu kötü sonuçlarının sebebi nedir?

Kasparov: Svidler’in performansını, yorgunluğuna bağlayabilirsiniz. Dortmund ve Mainz’densonra Peter birkaç ay Kramnik’e yardım etti ve sonra da Olimpiyatlarda oynadı. Orada da gayet iyi oynadı. İki hafta sonra da burada Super Final’e katıldı. Morozevich için ise mesele oldukça farklı. Biel’de oynayıp Bacrot ’a kazanmak bir şeydir, Rusya Şampiyonası gibi yoğun bir turnuvada oynamak bambaşka birşey…

Soru: Sizce Kramnik’in yokluğu turnuvayı nasıl etkiledi?

Kasparov: Sonuçlanan oyunların sayısı arttı! Bence bu, Kramnik’in oynamayı reddetmesinin doğrudan bir sonucu. Oyunların %47 si sonuçlandı – 55 oyunun 26’sı bir tarafın galibiyetiyle son buldu. Bu inanılmaz! Kramnik de orada olsaydı ortada tamamıyla farklı bir savaş dönüyor olacaktı.

Gerçek şu ki, turnuvanın, Kramnik gibi bir ağırsikletin de katılımıyla, nasıl sonuçlanacağını varsaymak çok zor. Bir şeyden emin olabiliriz : tüm dikkatler bizim kişisel rekabetimize yoğunlaşacaktı. Fakat eğer o durumda da, Süper Final’de oynadığım seviyede oynasam, Kramnik’in katılımının, şampiyonanın sonucunda pek bir değişikliğe yol açacağını düşünmüyorum. Kramnik, +2 ya da +3 ELO gibi bir üstünlük için yarışılan turnuvalarda oynamaktan hoşlanmaz. Linares’te +1 ELO kazandığında, bu o­nun için turnuvayı kazanmaktan daha iyidir. +1 Super Final’i kazanmak için yeterli değil.

Bakın, burada Süper Final’de, kimse siyah taşlarla beraberlik yapmaya gelmedi. Kazanmak için sahip oldukları her şeyi ortaya koydular! Eğer Kramnik Süper Final’de oynamayı kabul etseydi, statüsü nedeniyle birincilik için oynamak zorunda olacaktı. Şu anda bu kadar büyük bir mücadeleye hazır olduğunu sanmıyorum.

Soru: Super Final’deki klasik zaman kontrolünden memnun muydunuz?

Kasparov: Klasik zaman kontrolünde oynanan oyunların kalitesinin çok daha yüksek olduğunu açıklamaya gerek bile yok. FIDE zaman kontrolleriyle, 20- 25 hamle sonra kendinizi zaman sıkışıklığında buluveriyorsunuz! FIDE zaman kontrolünü övmüyor, ya da yermiyorum. Aslında daha dinamik, ve oynaması daha kolay – sonuçta “zamanın diktatörlüğü” denilen bir şey var. Ama FIDE zaman kontrolü hızlı bile değil, daha çok “klasik yıldırıma dönüşüm!!” Yok olan şey geçiş aşaması. Oyuncu analize vakit bulamıyor! Normal 7 saatlik zaman kontrolüne alışık oyuncular uyum gösteremiyorlar. Hala, eski günlerdeki gibi, 40. hamleden sonra fazladan zaman istiyorlar. Ama yok! Konumu, dönüm noktasına kadar oynuyorsunuz da oynuyorsunuz ve oyun, en ilginç yerinde, birden bire yıldırıma dönüşüyor.

Yani, FIDE zaman kontrolünde kaliteli oyunlar yaratılabileceğini söylemek çok zor. Bence klasik zaman kontrolü kalmalı. Sınırlı bir kapasitede, sadece belli turnuvalarda olsa bile… Hepimiz biliyoruz ki daha az insan jazz ya da diğer popüler müziklerdense operaya gidiyor ama kimse operaları kapatmıyor.Bence klasik satranca ihtiyacımız var ve Rusya’da böyle bir şampiyona düzenleyebilmemiz çok iyi. Bence Super Final ilginç fikirlerin çokluğu bakımından oldukça başarılıydı. Pek çok kaliteli oyun, yaratıcı fikir vardı. Bunlar basitçe FIDE zaman kontrolü altında görmediğimiz şeyler. Bunlar için sadece yeterli zaman yok. Görüşüme göre, Super Final’i dünyaca ünlü Sovyetler Birliği şampiyonalarıyla kıyaslanabilir kılan şey, kesinlikle, katılımcıların oyuna olan yaratıcı yaklaşımlarıydı!

Soru: Gary Kimovich, artık Rusya Şampiyonu ünvanını ellerinizde tutuyorsunuz. Bir yıl gibi bir süre içerisinde unvanınınızı savunmak gibi bir arzunuz yok mu?

Kasparov: Heyhat, modern satranç dünyasında hiç kimsenin durumu, bir yıl ilerisini düşünmeye el vermiyor. Şu anda size, bir buçuk ay içerisinde FIDE dünya şampiyonluğu unvanı için oynayıp oynamayacağımı bile kesin olarak söyleyemem! Hal böyleyken, bir yıl içerisinde ne olacağını söylemek tamamen konu dışı. Linares’te oynayacağımdan eminim. Hepsi bu! Başka hiçbir şey bilmiyorum. Tüm diğer satranç planları sis altında. Pratik olarak turnuvalarda bulunmam konusunda bir program yapamıyorum. Durum herkes için aynı. Bir yıl içinde Rusya Şampiyonu ünvanımı savunacak olmayı düşünmek hoşuma gider ama takvimimde Linares’ten başka hiç bir şey görünmüyor. Ne yazık ki Kashimdzhanov’a karşı maçımı çevreleyen kaos sebebiyle Wijk aan Zee’de oynama davetini kabul edemedim. Çünkü aynı tarihte FIDE ünvanı şampiyonası gerçekleşecekti. FIDE maçı gerçekleşemeyecek olabilir ve Wijk aan Zee’yi yine kaçırmak zorunda kalabilirim. Üst üste üçüncü defa! Gerçekten orada oynamak isterdim, organizatörler 15 Kasım’a kadar cevabımı beklediler ama bildiğiniz gibi o­nlara bir cevap veremedim.

Soru: Satranç camiası hakkında bir soru daha. Bobby Fischer’in durumundaki çekingenlik nasıl açıklanabilir?

Kasparov: Satranç camiasının tek saklandığı şey Fischer trajedisi değil. Herhangi bir sorunu tartışma isteğinin eksikliği, tümüyle satranç camiasının tipik bir özelliği. Bu konuda satranç camiasının ve hatta FIDE’nin ne gibi bir somut adım atabileceğini pek de göremiyorum. Bu konuda bir makale yazdım. Gerçekten çok trajik bir durum. Aslında Fischer destanı satranç oyunu için bir trajedi. Hayata geçirilememiş, ne büyük bir potansiyel! Ne büyük bir yetenek! Özellikle, satranç zaten tarihteki en parlak dönemlerinden birinde değilken, gerçekten de, bu trajedinin oyunu olumsuz bir şekilde etkilemesini istemiyorum. Tüm bunlar, üzerimizdeki baskıyı arttırıyor ve satrancın imajına olumsuz etkilerde bulunuyor.

Soru: Fischer’den Fischer Random’a. Satranç teorisi kasırga hızında evrim geçiriyor. Sizce Random—960 satranç oyununun geleceği mi?

Kasparov: Bilmiyorum. Tüm olanaklı 960 konumun değil ama, rakamı düşürerek 20-30 konumun oynanması fikrinin, son zamanlarda Almanya’da tartışıldığını duydum. Basitçe bir konum seçin ve bir yıl oynayın. Bir sonraki yıl başka bir konum. Gerçekte 960 konumun %95’i akıllara ziyan! Geri kalanı büyük oranda “satranç geometrisi” anlayışınızı tatmin edebilir. Eğer böyle bir fikir gerçekleştirilebilirse, anlamlı olur. Mesela turnuvadan bir hafta önce “şu ve bu konumlar oynanacaktır” şeklinde bir açıklama yapılabilir. Hazırlanmak için biraz zamanınız olacaktır. Tabi ki çok ciddi bir hazırlık söz konusu değil ama yeni fikirler ilk hamlede olmasa da 4. 5. hamlelerde kendilerini gösterecektir. Bunu hayata geçirmek için politik iradeye ve farklı bir satranç çevresine ihtiyacımız var. Şu anda satrançta öyle bir kaos var ki herhangi bir radikal değişiklikten bahsetmek için daha çok erken.

Soru: Cevabınız daha çok bir çözüm gibi! : Fischer Random nasıl kurtulur?

Kasparov: Mesele Fischer Random’ı kurtarmak ya da savunmak değil, bu devrimizin çağrısı. Açılış teorisinin hacmi ve uçsuz bucaksız açılış veritabanlarının basıncının hafifletilmesi gerekliliği, tehditkar oranlara ulaştı. Daha bugünden veritabanınız birkaç milyon oyun içeriyor. Fischer Random Satranç, bana, sorunu çözmek için olanaklı bir yol gibi görünüyor. Bunu henüz yeni duydum, garip gibi görünse de satranç oyuncularının genelinin tepkisi negatif.

Bakış açıma göre, Fischer Random tamamıyla kabul edilebilir. Bir konumu diz ve bir yıl oyna. Bir server’a koyup buna göre turnuvalar düzenleyebiliriz. Söylemeye bile gerek yok, gelişen tüm bu “teori” bir yıl sonra kimsenin işine yaramayacak, tek bir taşı kımıldat ve bütün konum kökten bir değişim geçirir. Fakat aynı zamanda, oyundan ev hazırlığının tamamen çıkarılması hayal bile edilemez. Böyle bir durumda, satranç çok garip bir manzaraya bürünürdü.

Bu uzun röportajı çeviren ve düzenleyip gönderen Oğul Köseoğlu’na çok teşekkür ederiz. Şu anda İstanbul Bilgi Üniveristesi’nde Karşılaştırmalı Batı Edebiyatı öğrencisi olan 21 yaşındaki Oğul Köseoğlu satranç hayatına Marmaris Satranç Spor Kulübü ile 1998 yılında başladı. 4 yıldır antrenörlük yapan Köseoğlu Muğla’da Gençlik Spor İl Müdürlüğü, Milas Belediyesi, Milas Lisesi, Biberon Etüd Okulu gibi kurumlarda dersler vermiştir. Oğul Köseoğlu satranç eğitmenliğine İstanbul’da da devam etmek istiyor. İlgilenenlere duyurulur (Satranç Okulu)

Çeviren : O.Oğul Köseoğlu
Kaynak : www.chessbase.com

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here