Anılar – 15

0
14

Bayramın son gününden selamlar olsun. Bu gün sizlere Libya olimpiyatından söz edeceğim. Olimpiyatlar o zaman turnuva azlığında beklediğimiz en büyük etkinlikti. Öyle ki olimpiyatlara katılım için sadece turnuva hazırlığı yetmiyordu benim için. Tabi ki Türkiye birinciliğinde dereceye girmek şarttı ancak ben şahsen katılabilmem için para da biriktirirdim. Evet 1976 yılında üstelik Türkiye Birincisi de olmuştum takımdaki yerim garanti. Ancak olimpiyatın İsrailde düzenleneceğini çok önceden biliyordum ve devlete bağlı değiliz. Kısacası her şey cepten. Politik nedenler yüzünden Libya aynı yıl aynı ay karşı olimpiyat düzenledi. Devlete bağlı değiliz ama bizim de Libyaya katılmamız uygun bulundu. İşin güzel tarafı da tüm masraflar devlet tarafından karşılanacaktı. Roma aktarmalı olarak Tripoliye indik. Kafilemizde iki adet de gazeteci vardı. Devlete bağlı değildik ama ilk kez bu şekilde bir turnuvaya gidiyordum. . Rüya gibi bir şey, uçak biletlerini devletimiz ödüyor, iki gazeteci bize eşlik ediyor ve kafilemiz de yönetici olarak bayağı kalabalık. O zamanlar İsrail ile Libya’nın arası çok sıcak , sporcuların kaldığı Beach otelinin çevresi asker dolu çünkü İsrailin karşı olimpiyata misilleme söylentisi ve sahile çıkarma yapmaları olasılığı da var. Her ülke takımına eskordlu araçlar tahsis edilmişti bir yerde bir yere gidebilmeleri için. Kısacası yalnız başımıza otelden çıkma lüksümüz yoktu. Turnuvadaki hakemler sayı olarak çok kalabalık ve satrançtan bi haber sivil polislerdi. İlk kez akşam yemeği yiyeceğiz ,açız ve merakla bekliyoruz diğer tüm takımlar gibi. Kocaman bir tabak içinde bir o kadar büyük et parçası ve bulgur pilavı yanında da bir baş soğan içmek için de meyva suyu türevleri.

….. evet ilk gelen yemeğin tadına çok kişi bakamadı ama ben afiyetle yemiştim. Ancak ikinci yemek de vardı ve tüm oyuncular gelecek ikincisini merakla bekliyorlardı. Gele gele yine aynı yemek geldi. Et deve etiydi ve çok lezizdi unuttum bir de yanında limon vardı. Kaddafi, Callud ile orada tanışmıştık ben Callud’un yeğeni ile arkadaş olmuştum. Bizim o milli takımda hayatta olan sadece ben ve Fatih Atakişi kaldı. Libya şeriat ile yönetilen bir ülkeydi ve tabidir ki içki de yasaktı ancak sık sık Türk konsolosluğuna uğrar onlara maçlar hakkında bilgi (!) verirdim. Libya tüm oyunculara çok fazla cep harçlığı vermişti ama kullanacak, harcayacak yer yoktu ve daha kötüsü Libya dinarını ülkeden çıkarmak yasaktı. Ama bizim bayan milli takımımızdaki bir oyuncumuz para harcayacak bir yer bulmuş ve alışveriş yaparak Dinarlarını bitirmişti ve ben harcayamadığım dinarlar karşılığı kendisinden dolar almış ve o paralarla bir hafta Roma’da tatil yapmıştım. Libya halkı çok fakir görünüyordu ama zenginler ve devlet görevlileri yemeklerini Malta adasında yerler ve içkilerini içip geri dönerlerdi. Genelde Volvo arabasını tercih eder ve çok rahat para harcarlardı. Boş günde tüm oyuncuları tavuk üretme çiftliklerine götürmüşler, orada cirit sporunu izletmişlerdi ve milletin ağzı burnu ince kum taneleri içinde kalmıştı. Zannederim o olimpiyatta çok iyi bir sonuç almıştık ne de olsa zayıftı bizim için. Ancak 4-0 yeneriz diye çıktığımız El Salvador’dan 4-0 yemiştik. O zamanlar basın El Salvador faciası başlığını kullanmıştı. Ekibimizde iki gazeteci vardı ve onlar da her gün ülkemize haber geçerlerdi. O zamanki bayan takımımızda fire yok Allah uzun ömürler versin ancak katılan yöneticiler dahil oyuncu olarak hayatta ben ve Fatih kaldık. Kaybettiklerimizi rahmetle anıyorum.
Sevgiyle kalın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here