TSF Başkanı Yazıcı: “Tohumları attık, sağlıklı filizler yeşermeye başladı”

0
247
yazici-gulerken
Türk satrancında devrim yaratan TSF Başkanı Ali Nihat Yazıcı Satranç Okulu için konuştu. 2000 yılından evvel sadece zorunlu birincilikleri düzenleyebilen, 50 metrekarelik ofiste 1-2 çalışanı ile Türk satrancını yöneten TSF nasıl 7 senede dünya satrancının en çok takdir ettiği ülke haline geldi? Hayal gözüken Dünya, Avrupa ve Akdeniz Şampiyonlukları birer birer nasıl elde edildi? Kısa bir süre önce delegelerin oybirliği ile FIDE Başkan Yardımcısı seçilen dinamik Başkan Ali Nihat Yazıcı, tüm bu başarıların sırrını anlatıyor. TSF’nin ilerisi için projeleri, kendisinin FIDE Başkanlığına aday olma konusundaki düşünceleri ve Milli Takımın ilerideki yapısı hakkındaki tüm görüşleri haberin devamındaki röportajda.

 

Selim Gürcan: Sayın Başkan, öncelikle yoğun programınızda bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. Sözlerime sizi tebrik etmekle başlamak istiyorum ama başarılar saymakla bitecek gibi değil. Oybirliğiyle FIDE Başkan Yardımcısı seçildiniz. Türkiye?de düzenlenen Avrupa Şampiyonası?nda 2 madalya aldık.  2009 Dünya Yaş Grupları Şampiyonası?nı yine Türkiye düzenleyecek. 3 tane GM adayı normlu sporcumuz var. Son 2 sene içerisinde gerek Avrupa, Akdeniz ve Avrupa Şampiyonaları?nda pek çok madalya ve birincilik aldık. İş Bankası sponsorluğunda satranç hem görsel hem de yazılı medyada yer buluyor. Satranç MEB tarafından seçmeli ders olarak kabul edildi. TSF bütçesini misli misli katladı. FIDE Başkanı Türkiye?yi dünyaya model olarak gösteriyor. Hayal edilemeyenleri gerçek yaptınız. Bu kadar kısa bir sürede tüm bunlar nasıl başarıldı?

Ali Nihat Yazıcı: Öncelikle 2000 yılında başlayan bir projedir. Dünya satrancında maalesef yönetsel kalite üst düzeyde değil. İyi eğitilmiş, proje üretebilen, finansman için gerekli ayrıntıları saptayan, bilimsel anlamda çalışan, spora bilimsel olarak bakan, tanıtımı, organizasyonu profesyonelce gerçekleştirebilen bir yönetimin başarılı olamaması için bir neden yoktu. Kısa sürede başarılmış şeyler değil bunlar. Yıllardır başarıya hasret olan ülkemizde belki motivasyon eksikliği vardı başlarda.  2000 yılından sonra, öncelikle ülkemizin turizm altyapısını kullanarak uluslararası organizasyonların Türkiye?ye gelmesini sağladık. Bu olmadan sporun o ülkede popüler olmasını sağlamak çok zor. 2000 yılından önce ülkemizde herhangi bir havaalanına büyükustalar transit olarak bile gelse herkesin haberi olurdu. Oysa, son yedi yıl içerisinde dünyanın en üst düzeydeki sporcuları, dünya şampiyonları ülkemizde bulundu ve bu son derece olağan bir durum oldu. Bu, genç yeteneklerin bulunduğu satranç ailemize özgüven getirdi ve satrancın popülaritesini arttırdı. Daha önce büyükustaları uzaydan gelen insanlar olarak, yaratıklar olarak düşünen Türk satranç camiası, onların da etten kemikten olduğunu gördü. Bu psikolojik bariyer yıkıldı. Uluslar arası organizasyonların Türkiye?de düzenlenmesi ve daha çok sporcumuzun Türkiye?de düzenlenen organizasyonlarda yer almaya başlaması, sporcularımızın yurtdışı seyahatlerinde büyük maliyetlerin de aşağı çekilmesi ile öncelikle uluslararası usta unvanları gelmeye başladı. Hatırlarsınız, Bulgaristan?la (2002) yapılan ikili maçta Kıvanç Haznedaroğlu ve Umut Atakişi uluslararası usta normlarını tamamlayarak bu unvanı hak ettiklerinde bütün Türkiye ayağa kalkmıştı. Oysa şimdi, uluslararası usta normu alan birçok sporcumuzdan kimsenin haberi yok. 2000 yılında, bu unvana sahip belli yaşın üzerinde sporcularımız vardı. Bugün kaç kişi olduğunu ben de bilmiyorum. Şimdi, artık büyükustalık unvanı için aynı psikolojik bariyerler yıkıldı. Yakın zamanda, çok sayıda büyükusta çıkacağını hepimiz görebiliyoruz. Bence, geç bile kaldık ve daha önce olabilirdi. Buradaki en önemli mesele eğitim sorunun halledilmesiydi. Maalesef, 2004 yılından önce yani özerkleşmeden önce, TSF olarak bütçemizi veya sponsor kullanarak ülkemize usta düzeyde eğitici getirtemiyorduk. Sarhan Guliyev gelmiş, sonuçlarını kısa zamanda almıştık. Ardından Predrag Nikolic?in gelişi milli takımlarımıza çok olumlu yansıdı. Şimdi, dünyanın en deneyimli eğiticileriyle çalışıyoruz. Kalıcı olarak çalıştığımız isimler, Bayan Milli Takımımız ve Bayan Milli Takım Altyapısından sorumlu olan Büyükusta Adrian Mikhalchishin, diğer ise Yunan Büyükusta, bence çok profesyonel bir antrenör olan Efstratios Grivas. İki büyükustanın gelişinin ve düzenli çalışmaların sonuçlarını almaya başladık. MEB?de ?Okulda Satrancın? kabul edilmesi, bizim için çok büyük bir altyapının kendiliğinden ortaya çıkmasını sağladı. Satrancın okullarda seçmeli ders olmasının, şampiyon yetiştirmek veya okullarda büyükusta bulmak gibi bir amacı yok. Bu, ulusal düzeyde toplumsal bir eğitim projesidir. İnsanlarımızın bilişsel düzeylerinin geliştirilmeleri, daha zeki, kötü alışkanlıklardan uzak, öğrenmeyi bilen, analitik düşünebilen ve strateji geliştiren, başkalarının yerine kendini koyabilen bireyler haline gelmesine satrancın katkıda bulunmasını sağlamaktır. Milyonlarca çocuk satrancı seçmeli ders olarak seçmeye başlayınca, bunların arasındaki yetenekli çocuklara ulaşma şansımız da arttı. Bu yetenekli çocuklar, kendilerini göstererek hızla milli takım havuzlarına girmeye başladılar, daha da gireceklerdir. Bunların hepsi, bir projenin kapsamında ve projenin sonuçlarının alınması için ekip olarak yapılan çalışmaların sonucudur. Burada en önemli hızlandırıcı etken, devletin spor federasyonlarını özerkleştirmesi ve gelirlerini vergiden muaf tutmasıdır ile sponsorluğun vergi matrahından düşmesi oldu. Bütün bunlar, Türk sporuna olduğu gibi Türk satrancına da büyük katkıda bulundu. Bence, eğer Türkiye Satranç Federasyonu başarılı olduysa, diğer spor federasyonları çok daha başarılı olabilir. Bunun temel nedeni, sporun ana sponsorunun devlet olduğunun düşünülmesidir ve 2004 yılında çıkartılan özerklik yasası. 

yazici-baskan

Yazıcı: “FIDE?den 10 kat, en yakın ulusal federasyondan 5 kat daha büyük bütçeye sahibiz” 

Türkiye ve şahsınız Dünya satrancında çok etkili bir yere sahip. 2006 yılında FIDE yönetimi için aday olmuştunuz ama Dünya satrancındaki adaletsiz oy dağılımı yönetime gelmenize engel oldu. Buna rağmen FIDE Başkanı Kirsan Ilyumzhinov sizi kendi teklifi ve delegelerin oybirliğiyle  Başkan Yardımcı olarak yönetime getirdi. Bu konuda ne söylemek istersiniz? FIDE?de ne gibi çalışmalarınız olacak?

Ali Nihat Yazıcı: Türkiye Satranç Federasyonu, bütçesi , yapısı, örgütlenmesi, organizasyon sayısı ve kalitesiyle, yönetsel olarak ürettiği projeler ve sağladığı destekle, web sitesiyle, yapacağı projelerle dünya satrancına önderlik eden bir federasyondur. Doğal olarak, FIDE Başkanı?nın ekibi ve bizim bulunduğumuz ekip arasındaki çelişkiler, seçimlerin ardından sadece bizim programımız olduğu için doğal olarak karşı tarafta bizi içlerine çekme isteği doğurdu. FIDE Başkanı son derece iyi niyetli bir insan; fakat etrafında bence çok başarılı olmayan, çok iyi yetişmemiş, proje üretemeyecek bir yönetici grubu var. Uluslararası Satranç Federasyonu Başkanı Kirsan Ilyumzhinov zeki birisi ve önümüzdeki dört yılda bizim ürettiğimiz projelerle başarılı olmazsa bir daha seçilemeyeceğinin farkında. Seçimi 90?a 60 oyla kazanmıştı. Bu çok da büyük bir fark değil ve bu oyların çoğunu da bizim federasyonumuz kazandırmıştır. Doğal olarak FIDE Başkanı projeleri bizim fikirlerimizle kendi ekonomik gücünü bir araya getirerek gerçekleştirip, dünya satrancını ileri taşımaya çalışmaya başladı. Böylece  o da FIDE Başkanlığı konumunu sağlamlaştıracak bana kalırsa.

yazici-kirsan

Başkan Yazıcı ve FIDE Başkanı Kirsan Ilyumzhinov. Ilyumzhinov Türkiye’yi dünya satrancına model olarak gösterdi.

Ali Nihat Yazıcı: Önce Global Chess kuruldu. Global Chess?te bizim grubumuzdan başkan ve genel sekreter adayı olan iki arkadaşımızı içlerine aldı. Bana da bu firmada çok iyi bir maaşla profesyonel bir görev iki defa başkan tarafından teklif edildi. Ben ikisini de reddettim. Bunun tanıkları da vardır. Bunun nedeni de FIDE Başkanı?nın dünyanın en büyük satranç federasyonunu dolaylı olarak istihdam etmesinin federasyonun hareket özgürlüğünü kısıtlayacağını düşünmemdir. Bizim sesimizin çıkmasına engel olabilirdi. Kendisine ne zaman isterlerse TSF?nin olumlu her projeye destek olacağını söyledim. Olumsuzlukların çözülmesi için her zaman önce kendisine, düzeltilmezse Başkanlar Kurulu sonra İcra Kurulu ve diğer merciilere gideceğimizi söyledim. Bugüne kadar federasyon başkanımız Ilyumzhinov ile ilişkilerimiz son derece olumludur. 

Son olarak FIDE Kongresi için Antalya?ya geldiğinde kendisiyle Spordan Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Murat Başesgioğlu arasında Antalya Valiliği?nde 13 Kasım günü saat 18:30?da bir görüşme ayarladık. Bu toplantıda karşılıklı temenniler iletildi. Sayın Bakanımız, Türkiye?de satrancın geldiği nokta ile gurur duyduğunu, Türkiye?nin satranca önem verdiğini ve gelecekte de önem vermeye devam edeceklerini ilettiler. FIDE Başkanı, bana da sürpriz olacak şekilde dünyanın en önemli federasyonunun Türkiye?de bulunduğunu söyledi. En çok proje üreten federasyonun TSF olduğunu söyledi. Bu nedenle, bu federasyonun başkanını FIDE Yönetimi?nin dışında kalmasının FIDE?de üretilecek projelerde zayıflık yaratacağını söyledi. Bizim proje ve organizasyon gücümüzü daha iyi kullanabilmek için FIDE içinde görev almamız gerektiğini ve bu nedenle beni oybirliğiyle Başkan Yardımcılığı?na önereceğini söyledi. Açıkçası seçimi kaybettikten sonra herkesi, bundan Türk satrancının olumsuz etkileneceğini ve geleceke büyük sıkıntılarla karşılaşacağımızı söylüyordu; ama böyle olmadı. Biz politik gücümüzü organizasyonel gücümüzden alan bir federasyonuz. Bu kadar güçlü bir federasyonu, FIDE?den 10 kat, en yakın ulusal federasyondan 5 katdaha büyük bütçeye sahibiz, gücü hiçbir zaman aşağıda olamaz. Duruşumuz net ve ilkelerimiz açık, yönetimimiz şeffaf olduğu sürece bir sorun olması mümkün değil. 2006 Mayıs?tan bu yana öncekinden çok daha güçlü hale geldik. Yönetimimiz adına Ilyumzhinov?dan sonra en güçlü politik kişilerden birisi haline geldim. Bunun, gelecekte ülkemizin, federasyonumuzun ve ülkemizin gelecekte geleceği, gelmesi gereken yerleri düşününce beni çok da mutlu etmedi. Yine de gelen olumlu tepkiler, sayısız tebrik mesajı, camiamızın, hükümetimizin bundan gurur duymaları beni çok mutlu etti. Uzun zamandır görüşmediğim satranççılar, geçmişte satrancın içinde olan birçok arkadaşımız bu durumdan gurur duyduklarını anlattılar. Bu hamasi bir unvan değil. Bu unvanı almamızın hemen arkasından FIDE Başkanı bize görevlere vermeye başladı. Bu da aldığı kararın ne kadar akılcı olduğunu gösteriyor. Örneğin, yeni FIDE Gelişim CEO?su olan David Kaplan ile görüşme yapmam için Rusya?ya gitmemi istedi. Rusya?nın ünlü oligarklarından olan Kaplan ile satrancın gelecekte bulunması gereken küresel konumla ilgili önemli projeler üzerine konuştuk ve çeşitli stratejik açılımlar yaptık. Görüş alışverişinde bulunduk ve Kaplan?ın varlığı dünya satrancının geleceği açısından çok önemli diye düşünüyorum. FIDE?nin kurumsal gelişimi ve FIDE?ye bağlı bazı geri kalmış ve gelişmekte olan federasyonların düzeyinin yükseltilmesi, Türk satrancının dünyada model olarak uygulanmasında önemli rollerim olacağını düşünüyorum.

Benim FIDE Başkanı’ndan ülkem adına gerekli olmadığı sürece kişisel bir beklentim yok. Ilyumzhinov, bizim önerilerimizi dikkate aldığı sürece, dünya satrancı için iyi niyetle çalıştığı sürece kendisini desteklemeye devam edeceğiz. Bunun dünya satrancı için daha doğru olduğunu düşünüyorum. 

Sizi bir gün FIDE Başkanı olarak görebilecek miyiz? Açıkçası bu şüphesiz Türkiye adına gurur verici bir olay olur ama Türk satrancını da ihmal etmemeniz şartıyla! Her ne kadar başarı bir takım çalışmasının ürünü olsa da hayatınızı satranca adamış olmanızdan ve kişisel birikiminizden doğan yönetici kimliğiniz adeta Türk satrancında devrim yarattı ve sanırım çok az kişi sizin yönetiminizden mahrum kalmak isteyecektir.

Ali Nihat Yazıcı: Türkiye?nin yeri öncekinden çok daha hızlı olarak iyileşecektir, bundan emin olabilirsiniz. Benim için öncelik Türkiye Satranç Federasyonu?dur. Türkiye?de satranç için yapacaklarımız benim için FIDE?deki herhangi bir pozisyondan daha önemlidir. Bu nedenle, Türkiye?de satrancın kilometre taşlarına yeni ulaşmaya başladığı bugünlerde böyle bir şey düşünmek bence doğru değil. Benin gündemimde böyle bir şey yok. Bu başarıların arkasında hem takım olarak hem de bireysel olarak büyük özveriler yatıyor. Dünya satrancında çok daha yoğun olarak görev almak için, Türk satrancında devamlılığı sağlayacak bir ekibi garanti altına almak gerekiyor.
 
Sizin döneminizden önce aktif olarak satranç oynayan bir satranççı olarak kendimi açıkça şanssız hissetmekteyim. 2000 yılından önce siz yönetime gelmeden milli takım kampına katılmıştım. Kampta gösterim panosu yoktu. Sonra gösterim panosu geldi taşı eksikti. Milli Takımdayken senede sadece bir uluslararası turnuva oynayabilirdik. Antrenör yoktu. Daha doğrusu GM Vasiukov vardı ama sadece Ankara?da. Siz oyuncular olarak otel paralarını ayarlayın size antrenörü gönderelim derlerdi. TSF?de sadece bir sekreter çalışan vardı. 7 senede ülkemizde sadece 2 uluslararası turnuva düzenlenirdi. Şimdi yaptığımız uluslararası turnuvaları size sorsam büyük olasılıkla siz bile sayısını çıkartamazsınız. Açıkçası mucize niteliğindeki gelişmeleri bildiğimden, ceviz kabuğunu doldurmayan eleştirilere bir seyirci olarak bile çok tahammül edemiyorum. Bununla beraber doğru eleştiriler her yönetimin yol göstericisi olabilir. Bu bağlamda sık dile getirilen bir soruyu size yönelteyim. Satranç oynamanın Türkiye?de maliyeti arttı mı? Fakir ama yetenekli bir çocuğun Türk satrancında zirveye oynama şansı var mıdır?

Sevgili Selim, keşke böyle bir yönetim olsaydı daha önce ve ben de çok yetenekli olmamama rağmen satranç oynamaya çalışabilseydim, kendime bir satranç kariyeri yaratabilseydim. Geçmişte, 1991 yılında bu yana satrancın hızla geliştiği ülkemizde, özellikle profesyonel yönetim anlamında iyi kadrolar var. Milli Takımlar Menajeri, Antrenörler, Sporcular, Organizatörleri, federasyon çalışanları, yetiştirici antrenörler ve TSF?de ülkemizin altyapısına karşılık verebilecek profesyonel bir ekip uluslar arası organizasyonlar yapan ekipler gibi açıkların giderilmesiyle bir satranç devrimi oluştu ve altyapının önünde bir yol haritası belirlendi. Tabii ki bu süreç içerisinde yanlışlar yaptık. Birçok hatamız oldu ve buna bağlı olarak birçok eleştiri aldık. Karşıt görüşlü arkadaşlar çok ağır eleştiriler yaptılar. Meyve veren ağaç taşlanır;ama ağacın dibini kurutmaya çalışanlar da oldu. Biz bunların hepsini dikkate aldık, olumlu olsun olumsuz olsun. Gelecekle ilgili ne yapabiliriz?  

yazici-calisirken2

Başkan Yazıcı yılmadan daha iyisi için çalışırken.

Şu anda güzel bir noktada olduğumuz söyleniyor; ama altı sene sonra geleceğimiz noktada bugünleri hiç hatırlamayacağız. Beklentiler de çok daha yüksek olacak. Şu anda en büyük sorunlarımızdan biri, inanılmaz bir hızla gelişen Türk satrancında ortaya çıkan altyapının taleplerini karşılayacak finansal güçte olmamamız. Bu da sizin sorunuzu sormayı gerektiriyor, ?Türkiye?de Satranç oynamanın  maliyeti arttı mı?? Bence artmadı. Büyük bir camia olmasına rağmen hiçbir şey yapılmaayan satranç camiası içinde lisans çıkartmak bedavayken bugün 5 lira haline geldi; ama bu örgütü bu büyüklüğe ulaştıracaksak ve daha kaliteli, nitelikli insanlarla yöneteceksek birtakım bedellere katlanmalıyız. Satranç oynamak fakir bir çocuk için ne kada rpahalı diye sorarsanız size Kübra Öztürk?ü gösteririm. Kübra Öztürk, bugün profesyonel bir satranççı ve sporculuğu sayesinde gelir elde etti. Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Spor yapmak bir görev değil, bir tercihtir, sağlık tercihidir. Amatör satrancın insana kazandırdığı yetiler , belki küçük maliyetlerin yannda büyük yetiler. Kim çocuklarına basketbol oynamaları için ayakkabı alıyor köylerde? Ya da kim Türkiye?nin neresinde olursa olsun bir basketbol ya da voleybol sahası açmak için elini taşın altına sokabiliyor? Bir taraftan ülkemizde, çocukların spor yapabilecekleri mekanları oluşturmaya çalışıyoruz, öte yandan çok küçük gelirlerle büyük kazanımlar elde etmeye çalışıyoruzPiramidin üstünü, profesyonel satranca yönelik kısmı,  biçimsel olarak futbola benzeten bir federasyonuz. Bugün büyükustalarımz ayda 1000 euro, uluslar arası ustalarımız ayda 500-600 milyon artı çok sayıda ek yan gelirlere sahipler ama bunlar yeterli değil. Bu ülkede ne zaman bir büyükusta star bir futbolcu kadar gelir elde ederse biz o zaman kendimizi görevimizi yapmış kabul edeceğiz. Ben ülkemizde satrançla tanışmanın maliyetinin en düşük spor yapma maliyeti olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sporcularımız yeteneklerini gösterip milli takım havuzlarıyla tanıştıkları andan itibaren onların sorumluluklarını biz üstleniyoruz. Bunun çok sayıda örneği var. Altyapıda 140 çocuğumuzun arasına giren ve sorumluluğunu bizim üstlendiğimiz çok sayıda çocuk var. Bu sporu yapmanın maliyeti düşük olduğu gibi profesyonel olarak da bir istikbali olan bir sistem yaratığımızın altını çizmek istiyorum.

Selim Gürcan: MEB Birincilikleri ile de ilgili pek çok kişi sıkıntılar yaşıyor. Her ne kadar TSF yardımcı olmaya çalışsa da MEB prosedürleri oldukça zorlayıcı. Bu konuda bir gelişme sağlanabilir mi?

Ali Nihat Yazıcı: MEB ile sürekli görüşmeler halindeyiz. Bu , çok ciddi bir sorundur. Sporun hızlı gelişimi içinde bu sorunun kendiliğinden çözüleceğini düşünüyorum; ama kısa vadede çözümün nasıl olacağını ifade etmekte zorlanıyorum. Biz, MEB?e bu yarışmaları, Yaş Grupları İl Birincilikleri gibi Yaş Grupları Türkiye Şampiyonası Seçmeleri gibi büyük bir kitlesel festival haline getirmek için birçok öneri götürdük; ama henüz bu değişiklikleri sağlayamadık. Sonuçta, iki ayrı prosedür, iki ayrı bakanlık ve iki ayrı bütçe var. Sanıyorum önümüzdeki dönemde bu konuda daha büyük kazanımlar elde edeceğiz. İki sene içinde bu sorunun tamamen çözüleceğini düşünüyorum. 

Selim Gürcan: TSF kurumsallaşma yönünde de önemli adımlar attı. Artık profesyonel bir kadro satrancın hizmetinde. TSF yönetiminden de biraz bahseder misiniz? 

TSF, profesyonel bir kadroyla yönetiliyor. 50?yi aşkın çalışanımız var, tabii bunların bir bölümü de sporcudur. Amatörler ve profesyoneller olarak ikiye ayırmamız lazım. Birisi sonuç olarak yönetime seçilerek gelen kişiler yani ben, Tahsin Bey, Murat Bey ve Yönetim Kurulu?ndaki diğer üyelerimiz. Bizler, bir görev bölüşümü içerisinde TSF?yi yönetiyoruz. Bunun dışında profesyonel bir yönetim var ve yakın zamanda bir yeniden yapılanmaya gideceğiz. Çok zor bir şey bu büyüklükte bir federasyonu yönetmekte. Verimliliği artırmak için sık sık organizasyon yapmak, görev tanımlarını gözden geçirmek ve camianın katılımını sağlamak gerekiyor. Bu, ayrıca matris tipinde bir örgütlenme yapısı. Yani, hem profesyoneller hem seçilenlerin yanı sıra illerin ve kulüplerin de yönetimde aktif olarak bulunmasını sağlamak gerekiyor. Bu, açıkçası kolay bir iş değil. Spor yönetimi de çok kolay bir iş değil. Yakın zaman içerisinde daha iyi bir yönetim tarzına geçtiğimizde bunu da camiamızla paylaşacağız.


tsf-ofis-1

tsf-ofis-2

TSF’nin modern ofisi. 2000 yılı öncesinde 30-40 metrekarelik bir ofise ve sadece 1 sekretere sahip TSF şimdi 1000 metrekarelik ofisi ve 50’yi aşan çalşanıyla dünyaya parmak ısırtıyor.

mehmet-ali-sahin-satranc

Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Atatürk Satranç Merkezi’nin açılışında. 

Selim Gürcan: Büyükusta olmaya en yakın oyuncularımız sizce kimler?

Ali Nihat Yazıcı: İlk büyükusta olacak sporcumuzun Emre Can olacağını düşünüyorum. Barış Esen?in ve Yakup Erturan?ın da kısa süre içinde büyükusta olacağını düşünüyorum. Barış Esen?in kısa bir süre içerisinde kulüp yönetimi, eğitim vermek gibi projelerini devreye sokarsa bu süreyi uzatacağını düşünüyorum. Barış, çok yetenekli bir çocuk; ama kişisel yaşamında aldığı yeni sorumlulukların aile kurma, satranç eğitim kulübü açma gibi sorumluluklarının sporculuğuna olumsuz etkileri olacağı yönünde endişelerimiz var. Umarım, bu konuda haksız çıkarız. Yakup Erturan?ın yetenekli olduğunu; fakat zamana ve çalışmaya ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Bu noktada yaşamda aldığınız sorumluluklar da çok önemli. Kıvanç?ın yine çok kısa bir sürede normlarını tamamlayacağını düşünüyorum.  Diğer taraftan, Mert Erdoğdu?nun çok hızlı bir yükseliş içerisinde olduğunun altını çizmek istiyorum. Bayanlara baktığımız zaman durum çok daha farklı. Bir kere, Kübra ve Betül?ün en kısa sürede bayan büyükusta olacaklarını hatta uluslararası ustalık yolunda adımlar atacağını düşünüyorum. Zehra?nın okula başlamasıyla birlikte ciddi sıkıntıları ortaya çıktı. Bunları atlatmasını bekleyeceğiz. Alttan gelen çocukların da A Milli Takım?a uyumunu sağlayabilecek alt projeleri oluşturuyoruz. 

Selim Gürcan: TSF?nin ileriye dönük projelerinden biraz bahseder misiniz?

Ali Nihat Yazıcı: Öncelikle İnternet üzerinden gelir elde etmek ve İnternet?in daha iyi kullanımını sağlamaya yönelik projelerimiz var. İstanbul Büyükşehir Bld. İle başlattığımız bir proje var, ayrıntısına girmeyeceğim; ama bu satrancın öncelikli araç olarak kullanılıp çocukların bire bir üye olabilecekleri çok büyük bir satranç portali projesi. Ayrıca Satranç Akademisi, sertifikalandırma ve satranç akademisi de çok yakında hizmete girecek. Diğer taraftan kurumsal sponsorumuz ve Türkiye?deki en büyük spor sponsorluğunu yapan Türkiye İş Bankası ile birlikte ChessBase?in PlayChess ürününü çok yakında Türkçe olarak hizmete sokacağız ve çok yakında İnternet üzerinde PlayChess üzerinden resmi turnuvalar düzenlemeye ve şampiyonalar düzenlemeye başlayacağız. 23 Nisan?da çok büyük bir turnuva hedefliyoruz. Onun dışında Altın Kızlar projesi var sportif olarak baktığımız zaman. Yeni eğitim kitapları projelerimiz var. Saymakla bitmeyecek kadar çok projemiz var, bunların bazıları gelir elde etmeye yönelik bazıları da sportif ilerlemeler sağlamaya yönelik projeler.  


Selim Gürcan: İddialı bir şekilde katıldığımız Avrupa Şampiyonası?nda kötü bir sonuç elde ettik. Genç oyuncularımız Mert Erdoğdu, Kıvanç Haznedaroğlu ve Barış Esen iyi performans gösterdi ama sonradan TSF?ye katılan Atalık ve Gurevich hayal kırıklığı yarattı. Bu turnuva öncesinde ve sonrasında pek çok satrançseverin gözleri 2 GM adayımız Emre Can?ı ve Yakup Erturan?ı aradı. FIDE?nin esneklik politikasından dolayı pek çok ülkede yabancı uyruklu oyuncular oynayabilmekte. Bir gün tamamen TSF?nin yetiştirdiği oyunculardan oluşan bir takımı izleyebilecek miyiz?

Ali Nihat Yazıcı: Avrupa Şampiyonası?ndaki sonuçlardan dolayı ben de hayal kırıklığı yaşadım. Bu tür turnuvaların seçimlerinde var olan USSP puanları ve milli takım antrenörleri karar veriyor. Sonuçta, bu profesyonel bir takım. Takım havasını yakalamak çok önemli. Böyle sonuçlar alındığında nedenlerini araştırıyoruz. Orta vadede genç büyükustaların olduğu, uzun vadede idollerin, süper büyükustaların olduğu bir milli takım oluşması üstüne çalışmalarımız var. Bu kolay bir iş değil. Sabırlı olmamız gerekiyor, zaman ihtiyaç var. Hep söylediğim gibi tohumları attık, sağlıklı filizler yeşermeye başladı. Sabredip çınar ağaçlarını görmemiz gerekiyor. Bunun bir zamanı var.  

Son olarak www.satrancokulu.com?un çalışmaları hakkında düşünceleriniz neler?  

Ali Nihat Yazıcı:Satranç Okulu?nun Türkiye?de satranç camiası içerisinde tarafsız, özgür, çok büyük bir denge unsuru olduğunu düşünüyorum. Bazen, yazılan şeyler eleştiri olarak bizi çok mutlu ediyor. Bazen bizim sporcularımızla ya da camiayla ilgili söyleyemediğimiz görüşler dile getiriliyor. Satranç Okulu?nun bu koşullar altında ayakta kalabilen örnek bir portal olduğunu düşünüyorum ve daha da iyi yerlere gelmesi konusunda umutlarımı koruyorum. Başarılar diliyorum.

 

yazici-kasparov-satranc

 Yazıcı defalarca Türkiye’yi ziyaret eden yakın arkadaşı Garry Kasparov ile.

baskan-cocuk

Yazıcı: “Tohumları attık, sağlıklı filizler yeşermeye başladı. Sabredip çınar ağaçlarını görmemiz gerekiyor.”

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here