Atalık, doping kontrolü hakkında

0
221
atalik cevap

Satrançokulu: Son günlerde basında çıkan doping kontrolüyle ilgili haberler insanın kafasını karıştıracak nitelikte. Lehte ve aleyhte pek çok görüş var. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Suat Atalık: Gazetelerdeki yazıları gördüm. Tabii ki bunlar fevkalade bilgisiz insanlar. Doping kontrolüne karşı çıkmak demek, satrancın olimpik spor olmasına karşı çıkmak demektir.

1998 yılında Fide ile IOCC (Uluslararası Olimpiyad Komitesi) arasında bu konu ile ilgili görüşmeler ve anlaşmalar yapılmaya başlandı. Fide, satrancın olimpik spor olmasını teklif ettiğinde, o zaman ki Uluslarası Olimpiyad Komiyesi Başkanı Samaranch bununla ilgili standardizasyon formülerlerini Fide’ye verdi. Dolayısıyla bu konunun Fide tarafından kabul edilmiş olmasından dolayı, tüm sporlarda da olduğu gibi satrançta da doping kontrolüne başlanacağı Fide’ye dikte ettirildi. Bunun neticesinde zaten tüm dünyada bunun örnekleri gözükmeye başladı.

Bir taraftan Shirov ve Anand arasındaki rapid maçı Sydney Olimpiyadları’nda satranç sporunu, “gösteri sporu” mevzuatında olimpiyad oyunlarına katarken diğer taraftan bir çok yarışmada doping kontrolü yapılmaya başlandı. Zaten 98 Elista Olimpiyadları’nda başlangıç olarak İspanyol Büyükusta Magem’den örnek alınmıştı. Geçen senenin ortalarında ise uygulama gerektiği şekilde yani laborotuvar ortamı sağlanarak Pan-Amerikan gençler yarışmasında yapıldı. Dolayısıyla buna itiraz eden insanlar çok bilgisizler ve neye itiraz ettiklerini bilmiyorlar.

Şimdi gelelim işin öteki kısmına suçlanan taraf da bilgisiz. Mantık kuralları gereği rahatça görülebileceği gibi doping kontrolü sadece ve sadece yarışmanın ya da yarışmanın bir etabının (örneğin tur) bitiminden sonra yapılabilir. İnsan fizyonomisi için zorlama getirecek doping kontrolünün turdan evvel ya da tur esnasında yapılması kimsenin aklına gelmeyecek şekilde abes ve komik bir hadisedir. Bir örnek verecek olursak 100 metre yarışması evvelsi birilerinin atletlerden idrar tahlili vermelerini istediğini düşünün ya da yarışmanın 25.metresinde durdurulup idrar tahlili sonucunda 75 metre daha koşmaları istensin. Bu, insanın gözüne fevkalade komik geldiği gibi, tabii ki sporcuların performansını da etkileyecektir. Ayrıca kontrolden sonra doping alma tehlikesi de işin cabası. Gazetelerde çıkan yazılardan anlaşıldığı üzere bu yarışmalarda sporcular daha önceden bilgilendirilmeden ve olay yarışma tüzüğüne yazılmadan yapılmış. Bu bile, kontrol normal olarak uygulanmış olsa dahi olayın komikliğini göstermeye yeterli.

İşi ciddi olarak ele alırsak doping olabilecek maddeler içeren ilaçların ya da sübstansların (kahve ya da katalizör etkisi verebilecek sodalı içecekler) bir listesinin yarışma öncesi idareci ve oyunculara dağıtılması doping kontrolünü geçerli kılar. Ayrıca mevzu bahis olaydaki en önemli yanlışlıklardan biri yaklaşık 25 kişiden örnek alınması. En büyük iştirakçi sayılı yarışmalarda bile maksimum 3-5 kişiden örnek alınır. Ve tabii bir de mantıki olarak, beklenmedik performans gösteren kişilerden örnek alınması tavsiye edilir.

Hülasa edecek olursak, bu kontrolü yapan ya da yapmaya çalışan kişilerin bu ve bunun gibi olaylarla hiç bir ilgisi yok. Olayı eleştirmek isteyenlerin de o­nlardan aşağı kalan bir tarafı olmadığı gibi, aslında laf olsun torba dolsun prensibiyle hareket ederek satrancın olimpik spor haline gelmesine itiraz etmeye çalıştıklarını idrak edemeyecek kadar bilgisiz insanlar. Şimdi bu olay ayrıca bu gibi tartışmaların bir başka zayıf yönünü daha ortaya çıkarıyor. Olayların özüne inmekten aciz insanlar yanlış noktaları eleştirdikleri için asıl yanlışlar hem gözden kaçıyor hem de bunları yapanlar haklı konumuna geçiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here