06232017Cu
Last updateCts, 23 Tem 2016 1pm

marketbanner-1

demir buyukozkaya Bir kumandan, hocanızın arkadaşıymış, bizi Savarona'ya davet etti. Savaronayı görmeyi çok istiyordum, kuzenim de vardı yanımda.

"Sezen abla ne olur gidelim."

Tabi ben hiç tanımıyorum hocanızın arkadaşlarını, hocanıza söyledik o da tesadüf okul komutanınızın arkadaşı çıktı. Bizi davet etti, aman ne şahane... Atatürk eşyaları, terliklerine kadar duruyor. Odası, yatağı çarşafları...

Bir masa hazırladılar, duvardan duvara , kocaman. Askerler balık tuttu, taze taze hemen kızarttılar.

-“Ben hatırladım bizim ikiyüzlerden Gürbüz Saycan'dı galiba O, ağırladı.

-“Ben kim hatırlamıyorum ama Savarona yatı rüya gibiydi o kadar güzel, şahaneydi o günü hiç unutamıyorum .

Screen Shot 2015 08 14 at 18.04.15Yeri gelmişken söyleyeyim, iki defa; 84 Selanik Olimpiyatlarında ve 2000 İstanbul Olimpiyatlarında A milli Takım kaptanlığı yaptım.

Selanik Olimpiyatlarında o zamanda federasyon başkanımız sayın Hayri Özbilen, Mümin Boysan'ı baş danışman, Kahraman Olgaç'ı kafile başkanı, beni de takım kaptanı olarak seçmişti, kulakları çınlasın ikisi de kabul etmediler.

Bir turnuvadan geldiği için yorgun olduğundan bir kaç kez Türkiye şampiyonu olmuş İlhan Onat'ı yedek olarak almıştık, kabul etmediler. Üç usta da puan puandır dedi.

ispanyolModern satranç kitabından sonra, Manisa'da, Kültür Koleji'nin Sahibi Fahamettin Akıngüç Beyle Emlak Bankası'nın binasını yaptım.

Ablam yüksek mimar mühendis, O da inşaat mühendisi. Orada ihaleyi almış, ben de Teknik Okul'da ikinci sınıfa kadar okudum diye orada vekaletnamesini verdi bana. Her türlü malzeme alışverişi, puantörlük, iş başı yaptırma, işçilerin hesabını tutmak vesaire hepsi bana ait.

O yıllarda Manisa'da (bu anlattığım olay elli altı yılında oluyor) satranç yok. Hep dama! Ege havalisinden; Aydın, Muğla, İzmir'li çok büyük damacılar var. Damaya da biraz merak sardım. Ama damada yeniyorlar bizi, iki taş çıkartıyorlar, bir taş çıkartıyorlar yeniyorlar.

Efendim ben sürekli soruyorum satranç oynayan var mı diye. Bir gün Cumhuriyet Kırathanesi'nde emekli bir öğretmeninsatranç oynadığını söylediler.

topcuİki sene sonra orayı da bıraktık. Bizim lise diploması da olmadığından buz gibi kara askeri olduk elli sekizde.

Top Alayında fevkalade başarılı bir dönem geçirdim. Başarılı derken, verilen her görevi hiç sakınmadan yaptım. Çok afedersiniz yüz numara temizlenecek deseler selamı çaktım çıktım.

Şamil Başçavuş vardı, -yaşıyorsa Allah selamet versin, öldüyse Allah tahmet eylesin-, O bana İstanbul'lu derdi. Birgün kerpiç kesmeye talip oldum, selamı çaktım. Kerpiç kesmeyi de nasıl öğrendim? İşte babam demiryolcu ya, biz İskenderun'dan veya bir yerden dönerken trenle eşyalarımızı falan yüklemişiz, Konya Ovası'nda kerpiç nasıl yapılır gördüm. Tren tıngır tıngır gidiyor, üç dört kişi çamura saman dökülüyor ayaklarıyla çiğniyorlar sonra kalıbı suya basıyor malayla üzerini çekiyor, kaldırıyor...

demira buyukozkaya 1Son yıllarda Kuleli'yi Hayri Özbilen çalıştırıyor (kulakları çınlasın). Bankacılık yüksek mevkiden emekli olmuştu. Zannediyorum genel müdür ya da genel müdür muaviniydi oradan ayrıldı, satranç öğretmenliği yaptı bir müddet. Kuleli'yi bana bıraktı, vaktim yok dedi, beşinci senemiz zannederim. Kuleli Askeri Lisesi'ni zaferden zafere taşıdık. Sizin okulu da (DENİZ HARP OKULU) Ziya Nuhov, kulakları çınlasın, tavsiye etti. İkinci senemiz bu.

Satranç öğretmenliği çok ilginç bir meslek. Özellikle ülkemizde satranca büyük bir ilgi var. Revaçta bir beyin sporu. Benim çalıştığım kurumlar için bu geçerli değil ama özellikle küçük çocukların ebeveynleri, çalıştırıcıdan mucizevi sonuçlar bekliyor. Yani sanki çalıştırıcı kendi beynindeki bilgileri alıyor aynen karşı tarafa monte ediyor. Böyle bir olay yok.

Screen Shot 2015 08 14 at 17.57.45Eşim Nişantaşı kız enstitüsü mezunu, hakim kızı. Hakim kızı olduğu için bakmayın siz öyle anlaşmalara falan ben, boşuna mı yaşlandım.

Eşi :

Getiririm vallahi gençlik resimlerimizi hangimiz daha fazla yaşlanmışız ?!

Beşiktaş'ta oturuyoruz, ev sahibimiz muhtara gitmiş sayım dolayısıyla fotoğrafları, apartmanda kimler oturuyor diye.

-Bu bizde oturmuyor, demişler

denir buyukozkaya 2Rahmetli dedem çok yakışıklıymış; Üsküdar'da paşa kızı ona aşık olup haber göndermiş, fakat dedem evli, kabul etmiyor tabi. Bunun üzerine bir şarkı yakılmış, dedem anlatırdı. Ne derece doğru onu bilemem.

Dedem “Özkaya” soyadını seçmek istiyor. Nüfus memuru "Sizden az evvel gelip o soyadını aldılar.” deyince "O zaman Büyüközkaya olsun" diyor. Soyadından vazgeçmiyor.

"Özkaya"nın da ilginç bir öyküsü var, büyüklerimiz anlatır. Dedemin "Köse" diye namı olan bir yakını var, sanırım kardeşi. Çok inatçı bir adam rahmetli.

Bu arada bir şey daha söyleyeyim Ilgaz Dağlarının uzantıları bizim köye yakın, muazzam bir ormanlık var. Köylüler kışlık odununu oradan sağlıyor. Belki bazıları kaçaktır, bazıları da Orman İdaresi kesilecek ağaçları işaretliyor biliyorsunuz, onları kesiyorlardır.

damaŞimdi Türkiye'nin sayılı damacılarından Ufuk isminde üsküdarlı bir kardeşimiz var. Bahriyeli diye nam aldı Türkiye'de. Bahriye ufuk dedin mi dama dünyasında herkes onu tanır. Onu çok severim. Çok efendi çocuktur. Oğluma ismini vermekte sakınca görmedim. Oğlumun Ufuk ismi oradan gelmiştir. Hatta rahmetli kayınpederim Cem, Can gibi başka bir isim bulacaktı, Cenk gibi... Ben de “müsaade ederseniz, ufuk olsun” dedim.

Damada da çok güzel anılarımız var. 64'lü yıllarda, ben satranç oynarken aktif bir şekilde dama da oynuyorum. Beşiktaştaki meşhur Kambur Arif'in bir bahçesi var, Askeri Müze'nin hemen karşısında. On-on beş bin metrekare, belki daha büyük bilemeyeceğim. Orası “muazzam bir iş merkezi olur” gibi düşünceler biz söylerken; vasiyet var, Kambur Arif “Böyle kalsın” demiş diye.

O dediğim yıllarda çok büyük damacı ustası Başçavuş Mustafa var. Bu Başçavuş Mustafa'da resmen Başçavuş, karacı. Ordu Trakya'ya mı ne tatbikata gidiyor, bu bir yerde dama oynamaya takılıyor. Ondan saati maati unutuyor. Ordudan ihraç ediyorlar. Fakat müthiş bir ustaydı Başçavuş Mustafa. Ben onunla zaman zaman oynardım. İşte iki taş falan çıkartır bize.

tuzakGenç çağdayken Almanların meşhur "Şah Eko" (Satrançtan Yankılar) isimli dergilerini takip ediyorum. Orada bir açılış gördüm, açılışı da bana hatırlatın birgün yapalım. Bir Güney Afrikalı satranççı tarafından bulunmuş, teoride "kanal varyantı" olarak geçen varyant yedinci hamlede tamamlanıyor, fakat revaçta değil. "Şah Eko" dergisindeyse, bir Alman bunu yedinci hamle yerine altıncı hamlede yapıyor.

66 Havana olimpiyatlarına Milli takım gidecek. Ben de takımımın iyi sonuç almması için çırpınıyorum, şunları çalışın diyorum. O arada mecmuada gördüğüm Kanal hamlesini altıncı hamlede yapmış Alman, güzel kazanmış, bunu rahmetli ustamız Nevzat'a söylüyorum. Nevzat bir kahkaha atarak: “Demirciğim” diyor, “Yedinci hamlede olmayan altıncı hamlede olur mu Allahaşkına? Karşı taraf çok yanlış oynamış ondan” diyor. Bunlar Havana'ya gidiyorlar; rahmetli Seracettin Biryol, rahmetli Prof. Akdoğan Erözbek, Nevzet Süer, Coşkun Külür, İlhan Onat. Takım bu.

 denir buyukozkaya 21971 yılında Atina'da o yıllarda turnuvaları bırakmıştım, satrançla ilgili dünya basında çıkan haberleri izlemiyordum. Romanya ile oynadıktan sonra (Drimer 103 hamle ile en uzun maç) akşam yemeğimizi yerken İlhan Onat Yugoslavya ile eşleştiğimizi ve benim Kovacevic'le oyanayacağımı öğrenmiş bana yemekte şaka yollu yarın averaj oyuncususun ben de o zamanlar beni rahat yenebilecek Yugoslav oyuncularını az çok tanıyorum. Örneğin ;Matonaviç, Gligoriç... Merak ettim sorum, Kovacevic dedi. Yukarda belirttiğim için ben tanımıyorum, gülümsedim. Benim gülümsememden İlhan onu tanımadığımı anladı ve dedi ki;

Demir, Fischer'in bu yıl bir tek mağlubiyeti var o da senin oynayacağın oyuncuya seni yüze bir yener. Ben de "insan değil mi bir hata yapabilir" dedim.

Joomla SEF URLs by Artio