www.satrancizle.com adresinden 21 dakikalık bu kısa filmi izleyebilirsiniz.
Alman Satrancı'nın baş karakterlerinden birini, Televizyon Makinası'ndaki skeçlerde yer alan ve yeni sezonda Avrupa Yakası'nda da Gaffur'un köylüsü olarak yer alacak Gürgen Öz canlandırıyor. 2001 yapımlı 21 dakikalık bu ilginç kısa filmin yönetmeni Kemal Çipe ile Özlem Hacıhaliloğlu güzel bir röportaj yaptı. Haberin devamından film ve satranç üzerine yapılmış bu röportajı okuyabilirsiniz.
Merhaba Satrançseverler,
Sizlere genç bir yönetmenimiz Kemal Çipe’yi tanıtmak istiyorum.. Alman Satranç filmini internette araştırma yaparken görünce, filmini merak ederek konuşma isteğinde bulundum ve öğrendim ki 2002 yılından beri gösterimdeymiş. Köyceğiz Kısa Film Festivalinde 1. cilik ödülü almış ve televizyonda da gösterilmiş.Tabi yeni öğrendiğim için hem üzüldüm hem sevindim.Şimdi kendisiyle söyleşimize başlayalım.
Kendinizi bize kısaca tanıtır mısınız ?
8.7.1978 İstanbul doğumluyum. Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Sinema-Tv bölümünden , bölüm birincisi olarak 2001 yılında mezun oldum. On beş tane kısa metrajlı filmim var. Bunun yanı sıra 10 yıldır da profesyonel olarak çeşitli yapım şirketlerinde yönetmenlik yaptım. Şimdi ise ,bir arkadaşımla beraber film yapım ve reklamcılık üzerine faaliyet gösteren Filmgah’ı kurdum. Kısaca ileriye dönük olarak ilk uzun metrajlı filmime hazırlanmamın yanı sıra, akademik olarak da doktora planları yapmaktayım.Satrançla ilginiz nedir ? Oyunculuğunuz var mı?
Satranç ile ilgim açıkçası çok ileri düzeyde değil. Oyunculuğuma orta seviye gibi bir değerlendirme getirebilirim. Her zaman geliştirme ve ilerletme arzusuna sahip olmama rağmen, maalesef hiçbir zaman bu olanağa ne çocukluk dönemimde,nede üniversite dönemimde sahip olabildim. Tabi bunda eğitim sisteminde ki eksikliğinin yanında, benimde boşlamam büyük bir etkendir. Satranç hakkındaki düşüncem aynı sinema gibi ülkemizde hak ettiği ve görmesi gerektiği değeri ve ilgiyi görmediği şeklindedir. Beni umutlandıran ise yavaş yavaş öneminin kavrandığı ve bu yönde adımların atıldığıdır.
‘Alman Satrancı ‘ filmini çekme fikri nasıl doğdu ?
Üniversite mezuniyet projesi için bir film çekmeyi düşünüyordum ama bunun farklı ve sıra dışı bir film olmasını istiyordum. Çeşitli hikayeler yazarken aynı zamanda çevremde de ilginç hikayeler arıyordum. O dönemde tanıştığım Gürgen ,bana bu yönde bir kapı açtı. Kendisi de o dönemde Mimar Sinan’da Tiyatro eğitimini sürdürmekte ve bir oyun hazırlamaktaydı. Adı Alman Satrancı olan bu oyun ilgimi çok çekti. O hikayeyi alıp izlediğiniz son haline getirdim.
Set arkası oldukça kısıtlıydı. Bildiğiniz gibi bu sonuçta öğrenci filmiydi bütçe yok, destek yok. Özellikle o dönemde zor şartlarda oyunculuklarını icra eden filmdeki tüm arkadaşlara ,bir daha sizin huzurunuzda tekrar teşekkür ediyorum. Çünkü çekim zamanı onların derslere devamlılık sorunu ve benimde kısa süre içinde tezi okula vermem zorunluluğuyla birleşince çok zorlaştı. Filmin çekimlerini üç gün içinde bitirmek zorunda kaldık. Çekimler akşam 7-8 gibi başlayıp sabaha doğru 8-9 kadar sürüyordu. Tabi daha sonra arkadaşlar, Büyükçekmece’den tekrar Beşiktaş’a dönüp derslere giriyorlardı.
Bu filmle beraber tanıştığım ve bu filmde büyük emekleri olduğunu düşündüğüm Gürgen Öz, Kaya Akkaya, Sait Genay, Server Acim ve Ergin Gez’e ,ayrıca özel yardımlarından dolayı Lusi Bahar’a özel olarak tekrar teşekkür ediyorum. Sonunda böyle bir film ortaya çıktı. Yurt içi ve yurt dışında çeşitli festival, gösterim ve televizyonlarda yayınlandı. I.Köyceğiz Altın Arslan Ulusal Film Festivalinde de en iyi kısa film seçildi.
Neden satrançla ilgili bir film çektiniz,sizi senaryo dışında neler etkiledi ?
Yola çıkarken illaki satranç temalı bir film olsun diye bir düşüncem yoktu. Satranç fikri, Alman Satrancında konuyla o kadar iç içe oldu ki bence hayat gibi filmin dramasın da ki en vurucu öğe oldu.
İki oyuncu var karşılıklı ve yaşamak için oynuyorlar. Kazanmak, başka hiçbir şey önemli değil. Yakoov için her ne kadar bu iş karşısındakinin acılarını dindirmek gibi gözükse de sonunda hayatta kalmak için yenmek zorunda ve mümkün olduğunca çabuk, az acı vererek.
Satranç bence hayat ile aynı. İkisinde de hatalara yer yok. Hayatta bazen mecburiyetten sonucunu bilerek bazı seçimler yapmak zorunda kalırız. Filmde de bu seçime benzer kararlar veriliyor yada verilmek zorunda kalınıyor. Bunu anlatmak için bence kullanılabilecek en önemli materyallerden birisi satranç temasıydı. Filme ayrı bir hava kattığı inacındayım.
Alman Satrancı filmi, hayatın kötü bir yüzünü bize aktaran bir film ,burda satrancın yeri nedir sizin için ?Satranç bu filmde olmamalıydı diyenler de olabilir , bu yönde bir eleştiri aldınız mı?
Alman Satrancında ki satranç oyunu filmin ana temalarından birisi. Hayatın kötü yönü bu filmin içinde çok güçlü bir biçimde vurgulanıyor. Bunu satranç üzerinden aktarıyor demek beni açıkçası biraz rahatsız eder. Sanki satranca hak etmediği bir yükü yüklemek gibi. İnsanlar yaptıklarıyla iyi yada kötü olurlar. Bu eylemlerini gerçekleştirirken bazı materyaller kullanabilirler. Bu filmde de büyük bir insanlık suçunu satrancı kullanarak gerçekleştiren bir Alman subayı var. Bu yönüyle bu suçu ve vicdan azabını bize anlatan bir öğe gibi görmek satranca daha uygun diye düşünüyorum.
Konusu ile ilgili olumsuz bir eleştiri aldığım söylenenemez, eleştiriler genelde olumlu yöndeydi. Genel yapısı ile senaryosu ve film dili beğenildi. Bu yönde Alman Satrancı yeni bir izleyici kitlesinin karşısına çıkıyor. Siz satranç severlerden de olumlu, olumsuz düşünce ve eleştirilerini bekliyorum.
Ülkemizde satranç artık okullarımızda seçmeli ders ve
gelişmesi için sizinde başka katkılarınız olacak mı? Sinemanın bu konuda ki
etkisini bize değerlendirebilir misiniz?
Sözümün başında söylediğim gibi aynı
sinema gibi ,satranç da maalesef ülkemizde gereken ilgiyi görmüyor. Bu konuda
atılacak her türlü adım, gelecek nesiller için umut kaynağı. Satrancın
okullarda seçmeli ders olması güzel bir şey ama ülkemizde ki diğer seyler gibi
su istimal edilmesine olanak verilmemeli. Bu konunun üzerine ciddiyetle gidilip
bu dersin çocuklar ve gençler için bir kaçış yolu olmasının engellenmesi
gerekir. Hepimiz öğrenci olduk buna benzer derslerin nasıl geçtiğini hepimiz
çok iyi biliyoruz. Bunu göz önünde bulundurarak ve çeşitli stratejiler
izlenerek bu dersin işlevsel hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tabiî ki
bunları Milli Eğitim ve Satranç Federasyonu’nun başında ki insanlarda
düşünüyordur ya da düşündüler diye ümit ediyorum.
Kısaca söylemek gerekirse, satrancın seçmeli ders olarak okullara girmesi büyük bir adımdır ama yolun sonu değildir. Tam aksine her şeyin başlangıcıdır. Bu yönde emeği geçen ve emeği geçecek insanlara hem teşekkür ediyorum hem de işin ciddi bölümünün daha yeni başladığını hatırlatmak istiyorum.
Sinemanın etkisine gelince tabiî ki her şeyde olduğu gibi bu konuda da önemli. Sinema ve bu bağlamda medya faktörü bildiğiniz gibi dünyada ve Türkiye de önemli bir güç. En ufak bir adımı doğru stratejilerle kitleleri arkasına alabiliyor. En ufak örneği ise son zamanlarda buz patenine gösterilen ilgi. Televizyonda başlayan bir yarışma daha önce üç beş kişi ile sınırlı buz pateni pistlerini tıklım tıklım doldurmaya yetti. Bu yüzden federasyonun bunları göz önüne alıp bu faktörü olumlu yönde en iyi şekilde kullanmalıdır diye düşünüyorum.
Yeni yapacağınız çalışmada satranç olacak mı ?
Yeni yapacağım yapımlarda satranç öğesini kullanabilirim. Satrancı filmlerimde kullanmayı seviyorum. Alman Satrancından sonra çektiğim, Yarışçı filminde de gizli figür olarak satrancı kullanmıştım. Bende illaki “şöyle” bir tema mutlaka filmde olacak diye bir düşünce yok. Filme ve anlattığım hikâyeye katkı yapacağını düşündüğüm her öğe filmimde yer alabilir. Bu konuda satranç, çok güçlü anlatım dili ve her hikâyeye adapte olabilecek yapısı ile hep bir adım öne çıkıyor.
Sizce TSF ve satrançseverler , satrancın
daha iyi yerlere gelmesi için , özellikle sinema ve medya ile ilgili neler
yapmalıdır ? TSF’nunun hersene geleneksel
Satranç konulu kısa film yarışması düzenlemesi gerektiğini
düşünüyorum, bu fikirle ilgili düşünceniz nedir ?
Satranç ve Sinema, bence el ele
vermesi gereken iki yapı. Aydınlık ve parlak fikirli gelecek nesilleri
istiyorsak vazgeçmememiz gereken iki unsur. En güçlü iletişim ve propaganda
aracı olan medya güzel ve yararlı şeyler için de kullanılmalı. Satranç
ülkemizde geri planda tutulmuş hatta önemsiz bir ayrıntı gözüyle bakılmış.
İleriki kuşaklara satrancı sevdirmek için ne gerekiyorsa yapmalıyız. Bunun için
en güçlü araç medya ve bu bağlamda sinemadır. Kısa Metraj film yarışması
bence üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken çok önemli bir fikir.
Ülkemizde kısa metraj filmle ilgilenen kuşak lise ve üniversite gençliğidir. Bu
bağlamda gençlerimize satrancı sevdirmek ve bilinçaltlarına yerleştirmek
istiyorsak bu fikir çok güzel. Hem gençlerde ayrı bir heyecan açılacak
bununla beraber oradan çıkacak filmlerle de çok güzel bir tanıtım yapılacak.
Hiç beklemediğiniz sektörlerden öyle festivaller çıkıyor ki bence. TSF, Geleneksel Satranç Kısa Film yarışması düzenlemede geç
kaldı, bu konuda umarım gerekli çalışmalar başlatılır.
Ö.H. Bu güzel söyleşi için çok
teşekkür ederim.Alman Satrancı filminiz
dolayısıyla sizi tanıdık ama inanıyorum ki çok daha güzel filmler gelecekte
bizi bekliyor.Size tüm satranççılar adına da başarılar diliyorum. Ayrıca www.kemalcipe.com sitenize filmin eklendiğini ve
izlenebileceğinide duyuralım.
K.Ç Asıl bu güzel söyleşi için ben size teşekkür ederim. Ülkemizde ki saygın kurumlardan biri olarak gördüğüm Satranç Federasyonu ve bu bağlamda siz satranç severlerin bana ve filmime gösterdiği ilgi beni gururlandırdı. Umarım geleceğe yönelik bu beklentinize daha güzel filmlerim ile katkıda bulunurum. Ayrıca Satrancın yayılması ve sevdirilmesi konusunda üzerime düşen bir görev olursa , o konuda da elimden gelen gayreti göstereceğimi belirtmek istiyorum. Bende siz satranç gönüllülerine çıktığınız bu yolda gönülden başarılar diliyorum.
"Alman Satrancı"ndan Sahneler
| < Önceki | Sonraki > |
|---|















