03232017Prş
Last updateCts, 23 Tem 2016 1pm

marketbanner-1

Satranç Hikayeleri (33)

satrancbilenlereBundan yaklaşık 1400 yıl evvel Hindistan'da savaşmayı çok seven bir kral vardı. Bu kralın en büyük zevki savaş stratejilerini komutanlarına denetmekmiş. Savaş yıllarca sürer karşılıklı halklar büyük zarar görür. Bir süre sonra barış olsa da kral huyundan vazgeçemez ve sebepsiz yere bir başka komşusuna savaş açarmış. Yıllarca süren bu savaşlar elbette halkı perişan eder ve içten içe isyanlara sürüklermiş ama yapacakları da birşey yokmuş çünkü krala karşı gelmek öldürülmek veya iyi ihtimalle zindanda çürümek anlamına gelirmiş.

Bunalmış halk isyan edememenin çaresizliği içerisinde Hindistan'ın en bilgili kişisi olan "Yüce Bilgin"e gider. Yüce Bilgin gerçekten çok bilgilidir. Evinin içerisinde yüzlerce kitap bulunur. Halk derdini ona anlatmış ve bir şekilde kralı savaşmamaya ikna etmesini istemiş.

 

rafet bulca_kucukKısa bir süre önce Antalyalı satranççı, ressam ve heykeltraş Rafet Bulca'nın öldüğünü öğrendim. Ne Antalyalıyım ne de onun yakın arkadaşıyım. Bununla beraber onun anısına ufak bir hatıramı yazmak istedim. Herkes tarafından "Fantaziano" olarak bilinirdi. Sanırım bunda çizdiği fantastik tabloların etkisi vardı. İstanbul Satranç Derneği'ne geldiği dönemlerde uzaktan takip ettiğim tatlı dilli nazik bir insandı. Bununla beraber zaman zaman kafası atabilen insandı. Bir tartışma sonrasında Adnan Şendur'a fiziksel güç uyguladıktan sonra nazik bir şekilde üzüntülerini bildirmesi ilginçti şüphesiz. Ama tüm bunların yanında iyi bir satranççıydı.

cezir

İstanbul Satranç Derneği yıllar boyunca satrancın ilk adresi olmakla kalmamış aynı zamanda pek çok satranççı çıkardığı gibi çok ilginç hikayelere de tanıklık etmiştir. Usta oyuncular arasındaki bitmek tükenmek bitmeyen mücadeleler bir yana iki orta seviye oyuncunun kapışması belki de en eğlendirici ve zaman zaman da gerilimli sahnelere yol açmıştır. Ersinan Özkan ve Kahraman Tovim belli bir dönem için unutulmazlar arasında sayılır.

c4-bomba

 - Nihayet kendime bomba gibi bir açılış bulabildim.
 - Nedir?
 - 1.c4!

Satranç şakalarına devam ediyoruz!

Albert Einstein

Dünya Şampiyonu Emanuel Lasker aynı zamanda bir matematikçiydi ve Albert Einstein'ın da iyi arkadaşıydı. Zaman zaman da satranç oynarlardı. Bir oyunlarından sonra herkes Einstein'ın nasıl satranç oynadığını Lasker'e sorar.

Lasker cevaplar "İyi oynuyor ama bir Einstein değil!"

 

Satrançla biraz gülümsemeye ne dersiniz.

satranç şakası

Satranç sadece turnuva ortamlarında görülen katı kuralları olan bir oyun değil. Arkadaşlar arasında oynarken tatlı bir rekabet vardır. Oyuncular birbirlerine takılır, dalga geçer kızdırır. Hatta kimileri çeşitli mimik, jest ve sözlerle rakiplerini kandırmaya çalışır. Bir tuzak yaptıktan sonra rakibin tuzağa düşmesi için hata yapmış gibi endişeli bir tavır takınmak klasik bir taktiktir örneğin. Yandaki konum ise tatlı bir şaka. 1.e4 e5 2. Vh5 sonrasında beyazlar rakibine "Senin şahının altında mıknatıs mı var?" der. Siyah şahını eline alınca "Dokundun, tuşe, oyna!" 2...Şe7 3.Vxe5 mat!

demir buyukozkaya Bir kumandan, hocanızın arkadaşıymış, bizi Savarona'ya davet etti. Savaronayı görmeyi çok istiyordum, kuzenim de vardı yanımda.

"Sezen abla ne olur gidelim."

Tabi ben hiç tanımıyorum hocanızın arkadaşlarını, hocanıza söyledik o da tesadüf okul komutanınızın arkadaşı çıktı. Bizi davet etti, aman ne şahane... Atatürk eşyaları, terliklerine kadar duruyor. Odası, yatağı çarşafları...

Bir masa hazırladılar, duvardan duvara , kocaman. Askerler balık tuttu, taze taze hemen kızarttılar.

-“Ben hatırladım bizim ikiyüzlerden Gürbüz Saycan'dı galiba O, ağırladı.

-“Ben kim hatırlamıyorum ama Savarona yatı rüya gibiydi o kadar güzel, şahaneydi o günü hiç unutamıyorum .

Screen Shot 2015 08 14 at 18.04.15Yeri gelmişken söyleyeyim, iki defa; 84 Selanik Olimpiyatlarında ve 2000 İstanbul Olimpiyatlarında A milli Takım kaptanlığı yaptım.

Selanik Olimpiyatlarında o zamanda federasyon başkanımız sayın Hayri Özbilen, Mümin Boysan'ı baş danışman, Kahraman Olgaç'ı kafile başkanı, beni de takım kaptanı olarak seçmişti, kulakları çınlasın ikisi de kabul etmediler.

Bir turnuvadan geldiği için yorgun olduğundan bir kaç kez Türkiye şampiyonu olmuş İlhan Onat'ı yedek olarak almıştık, kabul etmediler. Üç usta da puan puandır dedi.

ispanyolModern satranç kitabından sonra, Manisa'da, Kültür Koleji'nin Sahibi Fahamettin Akıngüç Beyle Emlak Bankası'nın binasını yaptım.

Ablam yüksek mimar mühendis, O da inşaat mühendisi. Orada ihaleyi almış, ben de Teknik Okul'da ikinci sınıfa kadar okudum diye orada vekaletnamesini verdi bana. Her türlü malzeme alışverişi, puantörlük, iş başı yaptırma, işçilerin hesabını tutmak vesaire hepsi bana ait.

O yıllarda Manisa'da (bu anlattığım olay elli altı yılında oluyor) satranç yok. Hep dama! Ege havalisinden; Aydın, Muğla, İzmir'li çok büyük damacılar var. Damaya da biraz merak sardım. Ama damada yeniyorlar bizi, iki taş çıkartıyorlar, bir taş çıkartıyorlar yeniyorlar.

Efendim ben sürekli soruyorum satranç oynayan var mı diye. Bir gün Cumhuriyet Kırathanesi'nde emekli bir öğretmeninsatranç oynadığını söylediler.

topcuİki sene sonra orayı da bıraktık. Bizim lise diploması da olmadığından buz gibi kara askeri olduk elli sekizde.

Top Alayında fevkalade başarılı bir dönem geçirdim. Başarılı derken, verilen her görevi hiç sakınmadan yaptım. Çok afedersiniz yüz numara temizlenecek deseler selamı çaktım çıktım.

Şamil Başçavuş vardı, -yaşıyorsa Allah selamet versin, öldüyse Allah tahmet eylesin-, O bana İstanbul'lu derdi. Birgün kerpiç kesmeye talip oldum, selamı çaktım. Kerpiç kesmeyi de nasıl öğrendim? İşte babam demiryolcu ya, biz İskenderun'dan veya bir yerden dönerken trenle eşyalarımızı falan yüklemişiz, Konya Ovası'nda kerpiç nasıl yapılır gördüm. Tren tıngır tıngır gidiyor, üç dört kişi çamura saman dökülüyor ayaklarıyla çiğniyorlar sonra kalıbı suya basıyor malayla üzerini çekiyor, kaldırıyor...

Joomla SEF URLs by Artio