Oyun Odası
Satranç Soruları
Satranç Öğrenelim

Giriş

Bobby Fischer büyük olasılıkla diğer dünya şampiyonlarından daha çok dikkat ve derin bir ilgi toplamıştır. Resimleri en prestijli satranç degilerinin kapaklarını süslemiş ve hakkında yüzlerce makale ve kitap yazılmıştır. ABD'de hakkında 'Master Prime' isimli bir roman bile yazılmıştır.

Gerçekten de Amerikalı oyuncu, satranç tarihinde eşi bulunmayan bir fenomendir. Bununla beraber Fischer'in geniş kesimler tarafından büyük ilgi görmesinin sebebi sadece inanılmaz yeteneği ve olağanüstü başarılarından değil, aynı zamanda Büyükusta Bisguier'in de doğru bir biçimde ifade ettiği şekilde 'Rusları kendi oyunlarında yenmek ' başarısını göstermesinden kaynaklanmaktadır.

Batı ile Doğu arasındaki soğuk savaşla bağlantılı olarak, Sovyet ideolojisi Fischer ile olan satranç mücadelelerini politik bir mücadeleye; iki sistemin mücadelesine dönüştürmüştür. Komünist ülkelerdeki satranca yönelik bu düşüncenin arkasında yatan düşünceyi S.S.C.B.'den iltica eden Lev Alburt şöyle anlatıyor:

" Satrançta politik bir anlam keşfedilmesini bir bakıma Büyük Ekim Devrimi'ne borçluyuz. Ne var ki Sovyet satranççıları uluslararası turnuvalara geniş ölçekte ancak İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra katılabilmişlerdir. S.S.C.B. Birleşmiş Milletler'e girdi; Sovyet sporcular Olimpik sporlara katıldılar ve satranç oyuncuları da FIDE'ye.  Bu sayede Sovyet yaşam biçiminin propagandasını sadece tekil olaylarla değil, ama her alanda yapmak mümkün hale gelmişti. Tabii ki satranç yerel bir savaş tiyatrosu benzeri bir oyundur ama ideolojik mücadelelerde herşey öneme sahiptir. S.S.C.B. Satranç Federasyonu, S.S.C.B. Spor Komitesi'ne bağlıdır ve bu komite Komünist Parti'nin Merkez Komitesi sporlardan sorumlu Propoganda Bölümü'nün ilgi alanına girmektedir.

Sovyet oyuncularının ulaşması gereken hedefler çok açıktı; birincisi Olimpus'u ele geçirmek, ikincisi FIDE'ye yerleşmek. Sanırım bu iki hedefin birbiriyle çok alakalı olduğunu söylemeye gerek yoktur. 1948 yılında dünya şampiyonluğu için 'maç turnuvası'na ve sonraki yıllarda 'Adaylar Turnuvası'na katılan Amerikalı Büyükusta Samuel Reshevsky ince bir şekilde Rusların bir takım halinde oynadıklarına değinmiştir. Takım hep birinci masada mücadele ederken aksi nasıl olabilirdi ki?"

Belirlenen hedefler başarıyla yerine getirildi. Şampiyonların isimlerini hatırlayın: Botvinnik, Smyslov, Tal, Petrosian, Spassky... Gözüküyordu ki bu asır böyle bitecekti.... Derken birden Fischer ortaya çıktı.

Bu tehdidi görünce Sovyet ideoloji sisteminin çarkları tüm gücüyle çalışmaya başladı. Amerikalı oyuncu taç için gerçek bir aday olunca hakkında neler yazılmadı ki! Para delisi bir insan olarak, genç yaşta çıldırmış ve zeka ve kültür olarak dünya şampiyonluğu için yetersiz bir şahsiyet olarak tanıtıldı.

Bunu Fischer üzerinde yarattığı tek sonuç, her ne kadar bireysel olarak Rus oyuncularla arası iyi olsa da, Rusya'ya ve Rus yönecilere karşı duyulan büyük bir kızgınlık oldu.

Bu kitap, yalnız dahi Amerikalı oyuncunun nasıl yıllar içerisinde adım adım Sovyet oyuncuları geçerek satranç tahtına ulaştığı ve nasıl Spassky'yi tahtından indirip, Sovyet hegemonyasına son vermek suretiyle 11. dünya şampiyonu olduğunu anlatmamaktadır. Bu kitabı özel yapan, Fischer'in ilk kez Rus okulununun temsilcilerinin gözünden anlatılmasıdır. Bu kitaptaki dökümanlar daha önce ne Rusya'da, ne Batı'da yayınlanmamıştır.

... Hatırladığım kadarıyla Fischer'in ismini ilk kez 1953 yılında duydum. A.B.D.'de Bobby Fischer isimli bir çocuk dahinin çıktığıyla ilgili basında bir haber vardı. Daha 1956 yılının sonunda Amerikan basını Fischer'in güçlü usta Donald Byrne'ı Vezir fedası ile saf dışı bıraktığı parlak bir oyunu yayınladı. Oyunu incelediktan sonra bu çocuğun çok yetenekli olduğuna tamamen ikna olmuştum.

1957 yılında Moskova'daki 'Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali'nin öncesinde Fischer'in annesi (Bu arada kendisi de savaştan önce Moskova'nın Tıp Enstitüsü'nden mezun olmuştur.) Kruschee yazdığı mektupla oğlunun ve kendisinin bu festivale davet edilmesini rica etmişti. Bürokrasimizin dişlileri ağır çalıştı, olay değerlendirilirken festival bitti. Bununla beraber bir sonraki yıl 1958'de Sovyetler Birliği'ni ziyaret etmeleri için bir davetiye yollandı. Fischer, ablası Joan ile beraber Moskova'ya A.B.D. büyükler şampiyonu olarak vardı. Spor Komitesi'nce protokole uygun olarak karşılandı. Kensine bir tercüman, bir araba ve sürücü verildi. Moskova'nın manzarasını daha iyi görebilmesi için Bolşoy Tiyatrosu'na davet edildi. Ne var ki Fischer Moskova'ya çok başka sebeple gelmişti. Satrancımızın "en büyük"leriyle, hatta Dünya Şampiyonu Botvinnik ile oynamaya gelmişti.

Merkez Satranç Kulübü'nde pek çok genç ustayla (ki bunların en önemlileri Nikitin ve Vasyukov'dur) yıldırım oynadı Ayrıca Petrosyan'la da hızlı oyunlar oynadı. Daha sonradan Petrosian o günleri "Moskova'lı ustaları hızlı satrançta yenen bu oyuncunun üstesinden gelmek üzere oraya gönderilmiştim" diye anımsamaktadır. Fakat Bobby seyahatinin asıl amacını gerçekleştiremedi. Dünya Şampiyonu ve adaylarıyla (Petrosyan hariç) oynayamadı. Belki de bu sebepten tercümanına çok kaba davranmıştı. Tercüman, Komite liderine şikayette bulundu ve Fischer planlanandan daha önce ülkemize ve büyükustalarımıza kin duyarak Moskova'dan ayrıldı.

Bir kaç ay sonra Yugoslavya'nın Portoroz şehrinde İnterzonal Turnuvası başladı. o­nu ilk kez orada gördüm. Süveter giyen uzun boylu ve zayıf bir delikanlıydı ve görünüşte insanlarala diyaloğa girmek konusunda itici gibiydi. Adriatik Cote d'Azur'un güzel manzarasıyla hiç ilgilenmiyordu, bir kez bile sahile gitmemiş ve hiç denizde yüzmemişti. Satranç hayatıydı. Bobby neredeyse tüm zamanını satranç tahtası başında, ya turnuva salonunda ya da odasında analiz yapmak suretiyle geçiriyordu.

Doğal olarak Portoroz'da "çocuk dahi" gazetecilerin büyük ilgisini toplamaya devam etti. Bobby yükselen ilgiden rahatsız oluyor ve en ısrarlı gazetecilerden bile kaçıyordu. Nadir olarak o­nlara bir şeyler söylüyordu. Yugoslav gazeteci Radojcic Fisher'e turnuvadaki şansını nasıl gördüğünü sorunca Fischer ilk altıya girip dünya şampiyonluğu adayı olmayı umduğunu söyledi. Turnuvada  13 büyükusta olduğu için Radojcic şaşkına dönmüş bir şekilde "Böyle çok kuvvetli bir turnuvada nasıl ilk altıya girmeyi umabiliyorsun? Burada 50% yapmak bile başarı." diye sordu.

Cevap olarak Fischer bütün büyükustalarla beraber yapabileceğini ve geri kalan 6 kişiyi de yeneceğini iddia etti.

Tahimini öyle güven dolu ve dahası öyle ukalacaydı ki kimse bunu ciddiye almadı. Ama ne var ki turnuva tablosu o­nu şaşırtıcı bir biçimde haklı çıkardı. Büyükustaların dışındaki herkesi yenmişti! Diğer hiçbir yarışmacı bunu başaramamıştı, hatta turnuvanın galibi Tal bile. Bu şekilde 5. ve 6.'lığı paylaşarak "Adaylar Turnuvası"na katılmaya hak kazanan en genç Büyükusta oldu!

Bu turnuvada Amerikalı çok kuvvetli hesaplama yeteneği  ve hedefine ulaşmak için hiç de çocukça olmayan bir dayanıklılık gösterdi. Oyunu cesur ve girişkendi. Herhangi bir çekingenlik göstermiyor ve taktik karışıklıklarda kendini evinde gibi hissediyordu. Beni en çok şaşırtan açılışların inceliklerini, o­ndan önce oynanmış tüm hamleleri bilmesi değil ama kendinin de bulduğu fikirleri uygulamasıydı.

Fakat tüm yaratıcılığına rağmen 1959 yılında Bled, Zagrep, ve Belgrad'da oynanan "Adaylar Turnuvası"'nda da ortaya çıktığı gibi oyununda hala eksik yanlar vardı. Burada Fischer en üst düzeyde ince ve derin anlayışı olan büyükustalarla karşılaştı. Bu oyuncular zor mücadelerle büyümüş, en ufak hataya yüklenmeye hazır çetin ceviz savaşçılardı. Böyle bir turnuvayı kazanmak için büyükustalarla berabere yapabilmek yeterli değildi, o­nları yenebilmeliydiniz. Ve doğal olarak bunu 16 yaşındaki bir çocuktan beklemek zordu. Yine de sonuç olarak skoru harikaydı. Sadece Tal, Keres, Petrosyan, ve Smyslov o­nun önünde turnuvayı bitirdi.

Fakat Fischer sonuçtan memnun değildi. Turnuvanın galibi Tal'e dört ve Petrosyan'a iki (diğer ikisi berabereydi) yenilgi egosuna vurulmuş büyük darbeydi. Bu oyunları terkederken gözlerinde yaşlar vardı...

Bana kalırsa Fischer'in sonraki yıllarını bu turnuva önemli şekilde etkilemiştir. Burada derin bir haksızlığa uğradığını düşünerek "intikam" planları kurmaya başladı. Yenilgiye uğradığı, dört Sovyet Büyükustası'nın gerisinde kaldığı için görevi hepsini geçip dünyanın bir numarası olmaktı! Acımasız bir fanatizmle, Bobby kendisini amacından uzaklaştırabilecek herşeyi bir kenara itmeye başladı. Okulu bıraktı ve annesinden ayrıldı. tüm zamanı yalnız ve yalnız satranca adanmıştı!

Bir sonraki dünya şampiyonluğu yarışmaları başladı ve Fischer parlak bir şekilde satrançta katettiği gelişmeleri sergiledi. 1962 yılının başlarında Stockholm İnterzonal Turnuvası'nı kazandı. En önemli rakipleri o­nun gerisinde kalmıştı: Petrosyan, Geller, Korchnoi, ve Stein. Bu başarı dünyada büyük yankı uyandırdı. Bir gazetenin de belittiği gibi en sonunda Batı'dan bir satranç ustası çıkmış Rus Büyükustalar'ın oluşturduğu kaleyi  yıkarak, o­nların önünde önemli bir turnuvada birinci olmuştu.

"Adaylar Turnuvası" Avrupa'dan çok uzak bir yerde oynandı;Curacao adasında. Orada yine Fischer'i gördüm. Görünüşündeki değişiklik çarpıcıydı. Gördüğüm uzun boylu, kendine güvenen, şık bir genç adamdı. Süveterinin ve kotunun yerini son moda takım elbise almıştı.

Turnuvadan önce Fischer kendine güvenerek ilk planının Botvinnik ile olacak dünya şampiyonluğu maçıyla ilgili bir kitap yazmak olduğunu ve ardından dünya şampiyonu olarak dünya turu yapacağını söylüyordu. Curacao'daki turnuvayı kazanacağından veya Botvinnik'i yeneceğinden şüphe duymuyordu. Fakat olaylar farklı gelişti. Bobby kötü bir başlangıç yaptı, geriye düştü ve Petrosyan, Keres ve Geller'in arkasından dördüncü oldu.

Batı basını hayal kırıklığını gizlemedi. Fischer'de yıkılmıştı: çok çalışarak ulaşmayı arzuladığı hedef şimdi ulaşamayacağı uzaklıktaydı...

Bu arada Curacao Turnuvası oyununda önemli hataları ortaya çıkardı:basit konumlarda dikkatsizlik, insani özelliklerden dolayı hatalar:aşırı güven ve kendi gücünü abartma eğilimi. Fakat Fischer başarısızlığını sebebini başka yerde aradı:Sovyet oyuncularının adaylar turnuvasında o­nu saf dışı bırakmak için kurdukları "komplo"da. Bunu sonucu olarak bir daha böyle bir turnuvada oynamayacağını ilan etti.

1963 yılında Petrosyan, Botvinnik'i yendi ve dünya şampiyonu oldu. FIDE kongresinde "Adaylar Turnuvası"nın yerini bireysel maçlar aldı. Bu Fischer'in istediği şeydi ama bir sonraki dünya şampiyonluğu mücadelesi Fischer'siz geçti. 1966 yılında dünya şampiyonluğu için mücadele etme hakkını Spassky kazandı, ama Petrosyan ünvanını korudu.

Maçın hakemi Büyükusta O'Kelly "Petrosyan'ın bir sonraki rakibi sadece bir Sovyet oyuncu olabilir" diye ilan etti. "Ne Fischer'in ne de Larsen'in hiçbir şansı yok. Sadece Sovyetler Birliği'ndeki satranç atmosferi Petrosyan gücünde bir oyuncu çıkartabilir. Şimdiki şampiyon Sovyet Büyükusta'ların amansız hücumuna maruz kaldı. o­na karşı kendi başlarına kalmış Fischer veya Larsen ne yapabilirler ki?"

Ardından dünya şampiyonluk serilerinin bir sonrakisine sıra geldi. A.B.D. Şapiyonası'nı kazanan Fischer Sousse'daki (Tunus) interzonal Turnuvası'na girmeye hak kazandı. Beş yıldır ilk kez iki uluslararası turnuva kazanarak Avrupa'da ortaya çıktı. Daha sonra Sousse'a ulaşan ilk oyuncu oldu ve burada Sovyet Büyükustaları içtenlikle karşıladı, daha sonra o­nlarla beraber domino oynayarak sık sık beraber oldu.

Amerikalı oyuncu hemen turnuvanın lideri oldu ama Sousse'da ne olduğu ve Fischer'in nasıl turnuva dışı kaldığı detaylı olarak bu kitapda anlatılmaktadır. Fischer'in tarafını tutan yazarlar bile Fischer'in taleplerini haklı çıkarmakta zorluk çekmişlerdir. Örneğin talep ettiği Bourboun'lar...Fischer hiç değişmemişti. Bu sefer çok fazla şey istiyordu , ama FIDE birkaç yudumdan daha fazlasını içmesini sağlayamamıştı.

Tüm dünyaya kin bağlayan Fischer bir kez daha uluslararsı satranç arenasından ayrılır. Teselliyi dinde bulmaya çalışır: Sousse'dan birkaç yıl önce "Yedi-Gün Vaftiz"i olmuştur.

Bu arada satranç tahtasındaki mücadele devam etti. Spassky yine ön yarışmaları kazandı ve Petrosyan'ı yenerek şampiyonluk tahtını ele geçirdi.

1970 yılında Fischer dünya şampiyonluğu mücadelesine tekrar katılmaya karar verdi. Anlaşılıyordu ki Fischer en iyi olduğunu ispatlamanın tek yolunun FIDE ön yarışmalarını geçip dünya şampiyonluğu maçını kazanmak olduğunu anlamıştı.

İşte bunlar o­nun en iyi zamanlarının geldiği bölümlerdi! Fischer Mallorca'daki İnterzonal Turnuvası'nı kazandı, sonra Taimanov ve Larsen ile olan aday maçlarını tek puan bile vermeden aldı ve Petrosyan'ı da inandırıcı bir şekilde eledi. Son olarak 1972 yılında Spassky ile olan ünvan maçını kazandı ve dünya şampiyonu oldu.

Bobby Fischer böylece 14 yıldır ulaşmayı çalıştığı hedefi başardı, dünyanın bir numaralı oyuncusu oldu. Fakat ne yazık ki, daha önceki vaatlerinin hiçbirini yerine getirmedi. Dünya şampiyonluğu maçı ile ilgili kitap yazmadı, şampiyon olarak tek bir turnuva ve maç oynamadı, ve gençliğinde rüyasını kurduğu dünya turuna çıkmadı....

Üç sene sonra dünya şampiyonluğu maçı kuralları konusunda FIDE ile anlaşmazlığa düştü ve rakibi Karpov'la oynamayı reddetti. Yine Sovyetler Birliği'nin bir temsilcisi dünya şampiyonu olarak o­naylandı. Ve Amerikalı oyuncu herşeyden elini ayağını çekti ve kendini satranç dünyasından uzak tuttu. Emekliliği, Spassky ile oynadığı yankı uyandıran "20.Yüzyılın Rövanş Maçı"na kadar 20 yıl sürdü.

Fischer ile Sovyet oyuncularının mücadelesi artık tarih oldu. Dolayısıyla artık olayları önyargısız bir şekilde incelemek mümkündür.

Yuri Averbakh

 

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri

Satranç Cd'leri